PROF DR METİN ÖZATA
ZAYIFLAMA DIYET METABOLIZMA KILO VERME
Ana Sayfa      METABOLIZMA      BAZAL METABOLIZMA


Bazal metabolizma

Bazal metabolizma vücudun istirahat halindeki iken yaktığı enerji miktarıdır. Bazal metabolizma her kişide farklıdır. Bu farklılık kişinin genetik yapısına ve hormonlarına bağlıdır. Haris-Benedict formulü ile bazal metabolizma hızı boy ve kiloya dayanarak hesaplanabilir. Haris-Benedict yönteminde bazal metabolizma hızı hesaplanırken aşağıdaki formülasyon kullanılır.
Bazal Metabolizma Hızı (Erkek) = 66.5 + (13.75 x Ağırlık-kg) + (5.03 x Boy-cm) - (6.75 x Yaş-yıl)
Bazal metabolizma Hızı (Kadın) = 655.1 + ( 9.56 x Ağırlık-Kg) + (1.85 x Boy-cm) - (4.68 x Yaş-yıl)

Metabolizma nasıl hızlandırılır?

Metabolizmayı hızlandırmak için şunları yapın:
  • Aşırı yemekten kaçının
  • Kas kitlenizi artırmak için spor yapın
  • İyi uyuyun
  • Dengeli yiyin
  • Yüksek Glisemik indeksli gıdalardan yani kan şekerini çok yukselten gıdalardan uzak durun
  • Kafeinden (çay, kahve, kola) uzak durun
  • Yeterli kalsiyum alın ( brokoli, badem, kabak, koyu sebzeler, süt, yoğurt ,peynir)
  • Alkolü azaltın
  • Öğün atlamayın, az ve sık yiyin
 

Mevsime, yaşa, cinsiyete ve ruhsal duruma göre metabolizma hızlanıp yavaşlar mı?

Soğuk aylarda yani kışın bazal metabolizma hızlanır, yazın yavaşlar. Tropikal yani sıcak ülkelerde yaşayanlarda metabolizma hızı %10-20 daha düşüktür. Yaş ilerledikçe metabolizma yavaşlar. 30-35 yaşından sonra metabolizma yavaşlar . O nedenle yaş artıkça göbek bölgesinde yağlanma oluşur. Bunun temelinde insülin ve kortizol hormonundaki bozukluk vardır. Uzun boylu ve zayıf kişilerde bazal metabolizma hızı daha fazla yani hızlıdır. Vücutta yağ miktarı arttıkça metabolizma yavaşlar. Erkeklerde bazal metabolizma kadınlara göre daha fazladır. Ergenlik döneminde ve hamilelikte metabolizma hızı artar. Ruhsal durum metabolizmayı etkiler. Depresyon metabolizmayı bozar, yavaşlatır ve kilo aldırır. Korku anında kanda artan adrenalin hormonu metabolizmayı artırır. Her on yıl için bazal metabolizma hızında yüzde 2 azalma olur. Hızlı kilo alıp vermeler metabolizmayı yavaşlattığı gibi vucut ısısının artması da metabolizmayı artırır. Metabolizma yavaşlayınca yağ depolanması artar. Bununla birlikte kas kitlesi artarsa metabolizma artar. Yüksek glisemik indeksli karbonhidrat (yani kan şekerini çok yükselten gıdalar ) yenirse bunlar yağ olarak depolanır ve metabolizmayı yavaşlatır. Kilo artınca insülin direnci artar, uyku bozulur ve stres artar. İnsülin direnci, hormon bozuklukları, uykusuzluk ve stres metabolizmayı yavaşlatan etkenlerdir. Metabolizmayı zayıflatan diğer nedenler kilo alıp vermeler ve hareketsiz yaşamdır.

Az az sık sık yemek metabolizmayı hızlandırır mı?

Az ve sık yemek metabolizmayı hızlandırır. Bunun nedeni az ve sık yemekle kan şekerinin inip çıkmalar göstermemesi ve bu sayede kandaki insülin hormon salgısının daha düzenli olmasıdır. İnsülin hormonu dengede olunca metabolizma hızlanır. Metabolizmayı yavaşlatan en önemli etkenlerden birisi kanda insülin hormon yuksekligidir. Az ve sık yemek insulin hormonunda ani inip çıkmaları önleyerek metabolizmayı düzenler ve daha kolay kilo verilir.

Hangi gıdalar metabolizmayı hızlandırmaya yardımcı olur?

Baharatlar metabolizmayı artırır. Kırmızı acı biber ve hardal ve diğer baharatlar metabolizmayı artırır. Proteinli gıdalar daha tok tutar ve metabolizmayı artırır. Kafein de metabolizmayı artırır. Yeşil çay içenlerde metabolizma biraz artar.

Metabolizmanın yavaş olması ne demektir? Bir hastalık mıdır? Genetiksel bir şey midir?

Metabolizma hızı genetik, çevresel etkenler ve hormonlardan etkilenir. Egzersiz veya hareketli yaşam metabolizmayı artırırken, yaşın ilerlemesi azaltır. Tiroid hormonu, erkeklik hormonu (testosteron) buyume hormonu, stres hormonu olarak bilinen adrenalin ve noradrenalin metabolizmayı artırır. Proteinli gıdalar metabolizmayı artırır Ortamın sıcak olması metabolizmayı azaltırken, hastalık hali, ateş ve enfeksiyon metabolizmayı artırır. Kötü beslenme metabolizmayı yavaşlatır. Uyku metabolizmayı azaltır. Metabolizmayı en çok artıran egzersiz yani spor yapmaktır. Hormonlardan da en çok tiroid hormonları metabolizmayı artırır. Uzun açlık metabolizma hızını yavaşlatır. Kilo veremeyen kişilerde mutlaka hormon bozukluğu vardır. Metabolizmanız yavaş ve kilo veremiyorsanız mutlaka hormon kontrolunden geçmek ve bir Endokrin uzmanına başvurmak gerekir. Kilo veremeyen hastalarda gördüğüm en önemli bozukluklar insülin, tiroid, prolaktin gibi hormonlardaki bozukluklarıdır.

Ne Yapmalı?

Metabolizma hızlandırmak için önce altta yatan nedeni ortaya koymak gerekir. Kilo veremiyorsanız diyet yapmadan once mutlaka bir Endokrin uzmanına başvurarak hormon tetkiki yaptırarak metabolizma yavaşlığının nedenini bulmak gerekir. Aksi takdirde yapılacak diyetler başarısız olmaya mahkumdur. Tiroid yetmezliği yani hipotiroidi bulunan bir kişinin yeteri kadar tedavi olmadan kilo vermesi zordur. İnsülin hormonu bozuk bir kişinin sadece diyet yapmakla zayiflaması yine imkansızdır. Bu tur hormon bozukluklarının uygun şekilde tedavisiyle birlikte biz kişilere glisemik indeks diyeti öneriyoruz. Bilimsel olarak sağlıklı olduğu kanıtlanan beslenme ‘’Glisemik Indeks diyeti ‘’ yani kısaca GI Diyeti yapmaktır. Glisemik indeks diyetinin esası kan şekerini yukseltmeyen gıdaları seçmek ve yemektir. Özellikle ülkemizde beyaz ekmek yeme oranı çok yüksektir. Beyaz ekmek kan şekerini bozmakta, kilo yapmakta ve kişileri hızla şeker hastası yapmaktadır. Artık köylerde bile beyaz ekmek yenmektedir. Bu kadar zararlı beyaz ekmek yerine tam buğday ekmeğine geçmek bence ülkemizin en önemli beslenme sorunudur. Beyaz ekmek yerine tam buğday ekmeği, pirinç pilavı yerine bulgur pilavı yemek, patates püresi veya patates kızartması yerine haşlanmış sebze veya bakliyat yemek, beyaz makarna yerine kepekli veya ıspanaklı makarna yemek , Kola ve gazoz yerine su içmek ve Tatlı yerine meyve yemek daha sağlıklıdır. Diğer bir öneri de bol su içmektir. Günde 2-2,5 litre su içmek gerekir. Ülkemizde su içme miktarı azdır. Az su içmek ve kahvaltı yapmamak kiloyu artıran en önemli yanlışlardan birisidir. Diğer önemli bir konu akşamları çok yemektir. Ülkemizde genellikle akşam yemekleri fazladır ve uyuyuncaya kadar televizyon başında devamlı atıştırmalar olmaktadır. Oysa akşamları metabolizma yavaştır ve fazla kalori alınınca kilolar artmaktadır. Sabahtan öğleye kadar metabolizma daha hızlıdır. Bu nedenle sabah ve öğle fazla akşam daha az yemek gerekir. Hareketli olmak ve egzersiz yapmak da metabolizmayı artırır. Her gün yarım saat yürümek sağlık ve kilo için çok faydalıdır. Diğer bir önerim lokanta ve restaurant sahiplerinedir. Ülkemizde çoğu lokantada bulgur pilavı ve bakliyat yemeği pek bulamazsınız. Ancak kan şekerini bozan sağlığa zararlı pirinç pilavı ve patates kızartması veya patates püresi bulursunuz. Son zamanlarda gittikçe artan kebapçılarda da etin yanında mutlaka pirinç pilavı, patates kızartması veya patates püresi gelir. Oysa et yemeği yanında bulgur pilavı , birkaç kaşık bakliyat (kuru fasulya, barbunya, nohut gibi) veya sebze haşlaması daha faydalıdır. Bu tür bir değişim halkın sağlığına ve yeme alışkanlığı değişikliğine büyük katkı sağlayacaktır.

Lahana hapı, hızlandırıcı çay diye piyasada satılan ürünler metabolizmayı hızlandırırlar mı?

Piyasada satilan her türlü bitki, sebze ve meyve hapı metabolizmayı hızlandırmaz. Bu tur urunlerin klinik olarak test edilmesi gerekir. Klinik olarak test edilmemiş bu tur urunler onermiyoruz. Kilo veremeyen kişilere önerimiz oncelikle kilo almaya neden olan hormon bozukluğunun ortaya konması için hormon testlerini yaptırmalarıdır. Teşhis olmadan tedavi olmaz. Kilo alan kişilerin çoğunda mutlaka hormon bozukluğu vardır. Çeşitli yontemlerle biraz kilo verseler bile kısa zamanda daha çok kilo alırlar. Önemli olan altta yatan yani kilo yapan hormon bozuklugunun tedavisidir.

 
 
 
POLİKİSTİK OVER NEDİR?

POLİKİSTİK OVER NEDİR?

Her 10-15 kadından birinde polikistik over vardır. Yumurtalıklarda birçok kist bulunur. Nedeni tam olarak bilinmemekle birlikte insülin direnci önemli rol oynar. Mutlaka bir ENDOKRİN UZMANINA başvurmak gerekir.

Polikistik over sendromu yumurtalıkta kistlerin olması ile karakterize bir hastalıktır. Kadınların yaklaşık % 5-10’unda bulunur. Bu kadınların çoğu kilolu veya obezdir ancak % 25’i zayıftır. Ailesel özellik gösterebilir yani genetik bir hastalıktır. Ailesinde insülin direnci veya tip 2 diyabeti olanlarda daha fazla görülür. Kiloluluk polikistik overin daha şiddetli olmasına neden olur. Bu hastalarda şu belirti ve bulgular vardır:
Adetlerde düzensizlik: adetler kesilebilir veya düzensizdir, yumurtlama olmaz.
Gebe kalmada sıkıntı olabilir
Kilo alma olabilir
Akne vardır
Yüzde ve vücutta kıllanma olur
Saçlarda dökülme olur
Depresyon ve anksiyete olabilir
Uyku apnesi gelişebilir.

Bu şikayetler ergenlik zamanı başlayabilir. Bazı kadınlarda erişkin yaşlara kadar hiç şikayet olmayabilir. Şikayetler de kadından kadına değişir.
Polikistik over sendromunun nedeni tam olarak bilinmemektedir. Bir hormon dengesizliği mevcuttur. Hipofizden LH hormon salgılanmasının fazlalığı ve yumutalıktan salgılanan androjen hormon fazlalığı yumurtalık fonksiyonlarını bozar. İnsülin hormonu fazladır ve direnç vardır. Ayrıca androjen dediğimiz testosteron tipi hormonlar artmıştır.
Polikistik over sendromlu bazı kadınlar kilolu olmayabilir.

Teşhis için yumurtalık ultrasonu ve hormon tetkikleri yapılır. Ancak % 30 kadarında yumurtalıklarda kist olmayabilir. Bu kadınlarda açlık ve tokluk kan şekeri, kan kolesterol düzeyleri ve kalp muayenesi yapılmalıdır.
Tedavide doğum kontrol hapları, insülinin etkisini artıran ilaçlar (metformin, pioglitozon gibi) uygulanabilir. Kilo fazlalığı varsa uygun diyet ve egzersiz yapılmalıdır.

POLİKİSTİK OVER VE BESLENME


Gİ diyetinin uygulanmasında 3 önemli adım vardır:
  • Akılcı karbonhidrat seçimi yapmak, yani yüksek Gİyerine düşük Gİli karbonhidratları yemek
  • Gıdaların yaklaşık olarak Gİdeğerlerini öğrenmek
  • Günlük karbonhidrat miktarını fazla artırmamak, düşük Gİ’li de olsa fazla karbonhidrat almamak.
Bir diyetin başarılı olması onun devam ettirilebilir olmasına bağlıdır. Bir süre uygulanıp sonra devam ettirilemeyen diyet veya beslenmenin anlamı yoktur. Herkesin vücudu, bağırsakları, gıdaları parçalayan enzimleri aynı olduğuna göre gıda seçimi büyük önem taşımaktadır.
Kilo vermede en önemli konu iştah kontrolüdür. İştah kontrolü için barsakta sindirimi uzun süren ve bu nedenle kan şekerini hızla artırmayan düşük GI’li gıdaların seçilmesi önem taşımaktadır.
GI’le beslenmeniz demek elinizde hesap makinesi Gİ hesaplamak, elde tablolar ona göre beslenmek demek değildir. Önemli olan kaliteli karbonhidrat yemektir.

Başlangıç Nasıl Olmalı?
Günlük beslenmenizde yüksek GI’li gıdalar yerine düşük GI’li gıdalar yemek pratik noktadır. Örneğin sabah kahvaltıda beyaz ekmek yerine tam buğday ekmeği, tereyağı veya reçel yerine yoğurt, meyve yenebilir. Yediğimiz gıdalar protein, karbonhidrat ve yağ içerir. Et ve yumurtada protein çoktur. Ekmekte ise karbonhidrat çoktur. Tereyağı ise yağdan oluşur. Önemli olan çeşitli gıdalardan farklı ölçülerde yemektir. Her gıdanın GI’ini ölçmek imkansızdır. Örneğin et, balık, tavuk, badem, tereyağı, sebzelerin GI’i ihmal edebilir. GI’i yüksek olan gıdalardan az yemek kuralımızdır. Ancak düşük GI’li sosis yememek lazımdır. Bunda doymuş yağlar çoktur. Yani amacımız sadece düşük GI’li gıda yemek değildir. Yüksek ve düşük GI’li gıdalar karışık yenirse GI ‘i orta derecede olur. Eğer yemeğinizde yüksek GI’li gıda varsa düşük GI’li gıda ilave edebilirsiniz.
Beyaz ekmek, pasta ve kurabiye yerine bir dilim tam buğday ekmeği, veya üzerine az reçel sürüp yiyebilirsiniz. Bembeyaz ekmek yerine tam buğday ekmeği, çavdar veya kepekli ekmek yiyin. Kahvaltı gevreği yerine müsli yiyin. Kek veya pasta yerine yoğurt yiyin. Beyaz patates yerine tatlı patates yiyin.Cips yerine tane üzüm veya çilek yiyin. Kruvasan yerine yağsız sütten yapılmış kapuçino için. Kraker yerine dilimlenmiş havuç, biber yiyin. Şeker yerine kuru üzüm, kuru kayısı, kuru meyve yiyin. Pirinç yerine bulgur,makarna, erişte yiyin.Gazoz ve kola yerine su için. Şeker yerine elma suyu, bal veya fruktoz kullanın
Patates püresi, beyaz ekmek ve beyaz pirinç, kan şekerini, kesme şekerden daha fazla yükseltme gücüne sahiptir. Bu nedenle şeker yükü az olan tam tahıldan yapılmış besinleri yemek daha faydalıdır. Böylelikle hem kan şekeri yükselmez hem başka faydalar sağlanır.
Tam buğdaydan yapılmış ekmekte daha fazla vitamin ve mineraller vardır. Tam tahıllar şeker hastalığına karşı koruyucudurlar ve kalp hastalığı görülme riskini azalttıkları gibi bağırsakları daha iyi çalıştırarak kabızlığı önlerler.
Günde en fazla 5 porsiyon ( 5 dilim) ekmek yenmelidir.

Kilo vermek için önemli beslenme önerileri:

1.Sebze ve meyve yemeğe fazla önem verin
2. Yağ miktarını azaltın.
3. Her yemekte en azından bir düşük GI’li gıda yiyin.
4. Öğün atlamayın, 3 ana öğün 3 ara öğün şeklinde beslenin
5. Yemek sonrası tatlı yerine meyve yiyin
6.Beyaz ekmek yerine tam buğday ekmeği veya çavdar ekmeği yiyin
7.Trigliserit yüksek değilse düzenli olarak ceviz, badem veya fındık yiyin
8. Kırmızı eti az beyaz eti çok yiyin
9. Süt ürünlerini yağsız olarak yiyin
10.Yağ olarak sadece zeytinyağı yiyiniz