|
ÇOCUKLARDA OBEZİTE
Şişmanlık vücudumuzda aşırı miktarda yağ birikmesidir. Ağırlığı fazla
olan kişilerin hepsi şişman olarak kabul edilmez. Bazı kişilerde kas
gelişimi fazlaysa bu da ağırlığı artırır. Bu nedenle şişmanlık ile
ağırlık aynı anlama gelmemektedir. Dünya Sağlık Örgütü (WHO),
şişmanlığı ‘vücutta sağlığı bozacak ölçüde anormal veya aşırı miktarda yağ birikmesi’
olarak tanımlamıştır. 18 yaşındaki erkeklerde vücut ağırlığının
%15-18’ini, kızlarda ise %20-25’ini yağ oluşturur; erkeklerde bu oran
%25’i kadınlarda ise %30-35’i aşarsa şişmanlık ortaya çıkar.
Şişmanlığın tıp dilindeki adı ‘obezite’dir.
Nedeni tam olarak açıklığa kavuşturulamamış olmakla beraber,
şişmanlığın oluşumunda anne ve babamızdan aldığımız genetik yük,
yaktığımızdan fazla gıda almak ve hareketsizlik önemli rol oynar.
Şişmanlık, gerek ülkemizde gerekse diğer ülkelerde, en önemli sağlık
problemlerinden biridir ve salgın bir hastalık halini almıştır.
Şişmanlık, sadece şeker, kalp ve damar hastalıkları ve tansiyon
yüksekliğine neden olmakla kalmaz, ömrümüzü de kısaltır.
Şişmanlık, Tekrarlayıcı ve Süregen (Kronik) Bir Hastalıktır:
Şişmanlık, çok eski çağlarda bir hastalık olarak algılanmamakta, hatta
sağlık ve güç simgesi olarak görülmekteydi. Ankara’daki Anadolu
Medeniyetleri Müzesi’nde sergilenen eski çağlara ait kadın
heykellerinin hep şişman olması bu inanışın güzel bir örneğidir. Ancak
şişmanlığın bir hastalık olduğu, yapılan birçok bilimsel araştırma ile
ortaya konmuş bir gerçektir artık.
. Bazı kişilerin durmadan kilo alıp verdiğini görürsünüz. Kilo veren
kişi düzenli beslenme uygulamaz veya egzersizi azaltırsa tekrar kilo
alır. Bu nedenle şişmanlık, tekrarlama özelliği olan bir hastalık
olarak tanımlanmaktadır.
Başka hastalıklar gibi, şişmanlığın da nedeni vardır ve çoğu şişman
hastada bu nedenin, aşırı beslenme ve alınan enerjiyi harcayamama
olduğu gözlenir. Yakılamayan enerji vücutta yağ olarak birikir.
Diğer hastalıklar gibi şişmanlığın da bir oluşma mekanizması vardır ve bu mekanizma, yağ hücrelerinden salgılanan leptin
isimli hormonun, beyinle ilişkisinin bozulması yani etkisini
gösterememesine dayanmaktadır. Alınan enerji ile harcanan enerji
arasındaki ilişkiyi, leptin hormonu sağlamakta ve bu hormonun az salgılanması da çok salgılanması da şişmanlığa neden olmaktadır. Özetle şişmanlarda yağ dokusundan salgılanan leptin hormonu iyi çalışmamaktadır.
Diğer hastalıklar gibi şişmanlıkta da patolojik bir bozukluk, yani
vücuttaki dokularda anormal bir durum söz konusudur. Şişmanlıktaki bu
patolojik bozukluk, yağ hücrelerinin büyümesi, bu hücrelerde aşırı yağ
birikmesi ve yağla dolan hücrelerde daha fazla yağ depolanamayınca,
fazla yağların kaslarda ve karaciğerde birikmesi ve kan dolaşımında
fazla miktarda yağ asitlerinin ortaya çıkması durumudur. Bir başka
deyişle şişmanlıkta, yağ hücrelerinin yanında, kaslardaki,
karaciğerdeki ve kan dolaşımındaki yağ miktarı da artar.
Diğer hastalıklarda olduğu gibi, şişmanlığın da tedavisi vardır ve bu tedavi, alınan gıdayı azaltmak ve hareketi artırarmak veya spor yapmak esasına dayanır. Yukarıda belirtilen nedenlerden dolayı, artık şişmanlığı bir hastalık olarak kabul etmekteyiz.
Şişmanlığın Dünyada Görülme Sıklığı:
Şişmanlık, tüm dünyada yaygın bir sağlık sorunudur. Gelişmiş Batı
ülkelerinde daha yaygındır ve bu ülkelerdeki gelir seviyesi düşük
kişilerde daha fazla görülür. Az gelişmiş ülkelerde ise orta ve yüksek
gelirli kesimlerde daha sık ortaya çıkar.
Şişmanlık, şehirlerde köylere göre daha yaygındır ve bunun nedeni,
enerjiden yüksek ve ucuz yiyeceklerle beslenme, hareket azlığı ve
gıdalara ulaşmanın daha kolay olmasıdır.
Şişmanlık, kısa ve orta boylularda ve kadınlarda daha çok görülür.
Şişmanlığın kadınlarda daha fazla görülmesinin nedeni, gebelik
süresince alınan kilolar ve menopozdur.
Dünyada 315 milyon insan şişman, 750 milyon insan ise aşırı kiloludur;
diğer bir deyişle dünyada 1.1 milyar insan aşırı kilolu veya şişmandır.
Gelişmiş Ülkelerde Şişmanlık Sıklığı:
Son 20 yılda gelişmiş ülkelerde şişmanlık büyük bir patlama yapmış ve
yüksek oranlara ulaşmıştır. Bu ülkelerde erişkin yaşlardaki kişilerde
şişmanlık sıklığı ortalama %20’ye ulaşmıştır. Yani her 5 kişiden biri
şişmandır. Doğu Avrupa’da ise %35.5 gibi daha yüksek bir orana ulaşır.
Şişmanlığın en fazla görüldüğü ülke olan Amerika Birleşik
Devletleri’nde toplumun 2/3’ü aşırı kilolu veya şişmandır. ABD’de
1980’den bu yana şişmanlık %75’in üzerinde artış göstermiştir.
Avrupa’daki şişmanlık sıklığı ABD’ye göre biraz daha düşük olmasına
rağmen, İngiltere’de 1980-1995 yılları arasında şişmanlık oranı,
erkeklerde %6’dan %15’e, kadınlarda ise %8’den %17’ye çıkmıştır. Diğer
Avrupa ülkelerinde de şişman insan sayısı hızla artmaktadır.
Az Gelişmiş Ülkelerde Şişmanlık:
Az gelişmiş ülkelerde ise şişmanlık oranı daha düşüktür. Çin’de
toplumun %8-12’si şişmanken, Afrika ülkelerinde beslenme yetersizliği
vardır. Nijerya’da erkeklerin %1’i, kadınlarınsa %3’ü aşırı kiloludur.
Gelişmişlik düzeyi yüksek olan Güney Afrika’da ise siyah kadınların
%31.8’i ve siyah erkeklerin %6’sı şişmandır.
Türkiye’de Şişmanlık Sıklığı:
Türkiye’de şişmanlık sıklığı ilk olarak 1990 yılında, Kardiyoloji Derneği’nin TEKHARF çalışmasıyla
belirlenmiştir. Bu çalışmaya göre, 1990 yılında şişmanlık sıklığı
erkeklerde %9, kadınlarda %24 iken, 1999 yılında bu oran erkeklerde
%19’a, kadınlarda ise %38.8’e çıkmıştır.
İlginç bir bulgu ise, Almanya’nın Giessen şehrinde yaşayan Türklerdeki
şişmanlık sıklığının, Türkiye’deki Türklerden daha fazla olduğunun
saptanmış olmasıdır. Bu bulgu yaşam şeklinin ve alınan gıdaların
şişmanlık üzerindeki etkisini göstermesi açısından güzel bir örnektir.
2000 yılında 15 ilde yapılan TURDEP
çalışmasına göre, Türkiye’deki şişman insan sayısı %22.3’tür. Yine bu
çalışma sonuçlarına göre, Türkiye’de şişmanlık, kırsal (%19.6) alanda
yaşayanlarda kentlerde yaşayanlara (%23.8) kıyasla daha düşüktür.
2002 yılında yapılan TOHTA
(Türkiye Şişmanlık ve Hipertansiyon Taraması) çalışmasında ise, 23.888
kişi taranmıştır. Bu çalışmada, Türkiye’de aşırı kilolu (toplu) oranı
%41, şişmanlık oranı ise %25.2 olarak saptanmıştır. Görüldüğü gibi
Türkiye’de de şişmanlık hızla artmaktadır. Artık köylerde de evde
yapılan tam buğday ekmeği yerine, fırınlardan alınan beyaz ekmeğin
tüketilmeye başladığı ve bunun günlük gıdanın önemli bir kısmını
oluşturduğu dikkate alınırsa, önümüzdeki 10 yıl içinde köylü nüfusta da
şişmanlık, şeker hastalığı ve kalp hastalığı sıklığında büyük bir artış
beklemek yanlış olmaz.
Çocukluk Çağında Şişmanlık Sıklığı:
Çocuklardaki şişmanlık sıklığında da son yıllarda çok hızlı bir artış
hatta patlama vardır. Bu nedenle, eskiden erişkin yaşlarda görülen Tip 2 şeker hastalığı
artık çocukluk veya ergenlik çağında da görülmeye başlamıştır.
Fransa’da son 10 yılda çocuklarda şişmanlık sıklığı 5 kat, ABD’de ise
1976 yılından bu yana 2 kat artmıştır. Çocukluk çağındaki şişmanlık
Türkiye’de de hızla artmaktadır.
Çocuklarda şişmanlığın bu denli hızlı artmasından çevre faktörlerindeki
değişiklikler sorumludur. Hareketsiz bir yaşam biçiminin egemen olması;
televizyon ve bilgisayar önünde fazla vakit geçirme; karbonhidratlar ve
yağlı gıdalarla aşırı beslenme; çocukların okullarda dar bir çevrede
kalmaları, oyun ve egzersiz yapamamaları; televizyonlarda yapılan gıda,
şeker ve çikolata reklamları bu artışta başlıca etkenlerdir. Yapılan
bir çalışmayla, günde iki saatten fazla televizyon seyreden çocukların
%52’sinde aşırı kilo ve %28’inde şişmanlık saptanmıştır.
|