PROF DR METİN ÖZATA
ZAYIFLAMA DIYET METABOLIZMA KILO VERME
Ana Sayfa      OBEZITE      COCUKLARDA OBEZITE

ÇOCUKLARDA OBEZİTE



Şişmanlık vücudumuzda aşırı miktarda yağ birikmesidir. Ağırlığı fazla olan kişilerin hepsi şişman olarak kabul edilmez. Bazı kişilerde kas gelişimi fazlaysa bu da ağırlığı artırır. Bu nedenle şişmanlık ile ağırlık aynı anlama gelmemektedir. Dünya Sağlık Örgütü (WHO), şişmanlığı ‘vücutta sağlığı bozacak ölçüde anormal veya aşırı miktarda yağ birikmesi’ olarak tanımlamıştır. 18 yaşındaki erkeklerde vücut ağırlığının %15-18’ini, kızlarda ise %20-25’ini yağ oluşturur; erkeklerde bu oran %25’i kadınlarda ise %30-35’i aşarsa şişmanlık ortaya çıkar.
Şişmanlığın tıp dilindeki adı ‘obezite’dir. Nedeni tam olarak açıklığa kavuşturulamamış olmakla beraber, şişmanlığın oluşumunda anne ve babamızdan aldığımız genetik yük, yaktığımızdan fazla gıda almak ve hareketsizlik önemli rol oynar.
Şişmanlık, gerek ülkemizde gerekse diğer ülkelerde, en önemli sağlık problemlerinden biridir ve salgın bir hastalık halini almıştır. Şişmanlık, sadece şeker, kalp ve damar hastalıkları ve tansiyon yüksekliğine neden olmakla kalmaz, ömrümüzü de kısaltır.

Şişmanlık, Tekrarlayıcı ve Süregen (Kronik) Bir Hastalıktır:

Şişmanlık, çok eski çağlarda bir hastalık olarak algılanmamakta, hatta sağlık ve güç simgesi olarak görülmekteydi. Ankara’daki Anadolu Medeniyetleri Müzesi’nde sergilenen eski çağlara ait kadın heykellerinin hep şişman olması bu inanışın güzel bir örneğidir. Ancak şişmanlığın bir hastalık olduğu, yapılan birçok bilimsel araştırma ile ortaya konmuş bir gerçektir artık.
. Bazı kişilerin durmadan kilo alıp verdiğini görürsünüz. Kilo veren kişi düzenli beslenme uygulamaz veya egzersizi azaltırsa tekrar kilo alır. Bu nedenle şişmanlık, tekrarlama özelliği olan bir hastalık olarak tanımlanmaktadır.
Başka hastalıklar gibi, şişmanlığın da nedeni vardır ve çoğu şişman hastada bu nedenin, aşırı beslenme ve alınan enerjiyi harcayamama olduğu gözlenir. Yakılamayan enerji vücutta yağ olarak birikir.
Diğer hastalıklar gibi şişmanlığın da bir oluşma mekanizması vardır ve bu mekanizma, yağ hücrelerinden salgılanan leptin isimli hormonun, beyinle ilişkisinin bozulması yani etkisini gösterememesine dayanmaktadır. Alınan enerji ile harcanan enerji arasındaki ilişkiyi, leptin hormonu sağlamakta ve bu hormonun az salgılanması da çok salgılanması da şişmanlığa neden olmaktadır. Özetle şişmanlarda yağ dokusundan salgılanan leptin hormonu iyi çalışmamaktadır.
Diğer hastalıklar gibi şişmanlıkta da patolojik bir bozukluk, yani vücuttaki dokularda anormal bir durum söz konusudur. Şişmanlıktaki bu patolojik bozukluk, yağ hücrelerinin büyümesi, bu hücrelerde aşırı yağ birikmesi ve yağla dolan hücrelerde daha fazla yağ depolanamayınca, fazla yağların kaslarda ve karaciğerde birikmesi ve kan dolaşımında fazla miktarda yağ asitlerinin ortaya çıkması durumudur. Bir başka deyişle şişmanlıkta, yağ hücrelerinin yanında, kaslardaki, karaciğerdeki ve kan dolaşımındaki yağ miktarı da artar.
Diğer hastalıklarda olduğu gibi, şişmanlığın da tedavisi vardır ve bu tedavi, alınan gıdayı azaltmak ve hareketi artırarmak veya spor yapmak esasına dayanır. Yukarıda belirtilen nedenlerden dolayı, artık şişmanlığı bir hastalık olarak kabul etmekteyiz.

Şişmanlığın Dünyada Görülme Sıklığı:

Şişmanlık, tüm dünyada yaygın bir sağlık sorunudur. Gelişmiş Batı ülkelerinde daha yaygındır ve bu ülkelerdeki gelir seviyesi düşük kişilerde daha fazla görülür. Az gelişmiş ülkelerde ise orta ve yüksek gelirli kesimlerde daha sık ortaya çıkar.
Şişmanlık, şehirlerde köylere göre daha yaygındır ve bunun nedeni, enerjiden yüksek ve ucuz yiyeceklerle beslenme, hareket azlığı ve gıdalara ulaşmanın daha kolay olmasıdır.
Şişmanlık, kısa ve orta boylularda ve kadınlarda daha çok görülür. Şişmanlığın kadınlarda daha fazla görülmesinin nedeni, gebelik süresince alınan kilolar ve menopozdur.
Dünyada 315 milyon insan şişman, 750 milyon insan ise aşırı kiloludur; diğer bir deyişle dünyada 1.1 milyar insan aşırı kilolu veya şişmandır.

Gelişmiş Ülkelerde Şişmanlık Sıklığı:

Son 20 yılda gelişmiş ülkelerde şişmanlık büyük bir patlama yapmış ve yüksek oranlara ulaşmıştır. Bu ülkelerde erişkin yaşlardaki kişilerde şişmanlık sıklığı ortalama %20’ye ulaşmıştır. Yani her 5 kişiden biri şişmandır. Doğu Avrupa’da ise %35.5 gibi daha yüksek bir orana ulaşır. Şişmanlığın en fazla görüldüğü ülke olan Amerika Birleşik Devletleri’nde toplumun 2/3’ü aşırı kilolu veya şişmandır. ABD’de 1980’den bu yana şişmanlık %75’in üzerinde artış göstermiştir.
Avrupa’daki şişmanlık sıklığı ABD’ye göre biraz daha düşük olmasına rağmen, İngiltere’de 1980-1995 yılları arasında şişmanlık oranı, erkeklerde %6’dan %15’e, kadınlarda ise %8’den %17’ye çıkmıştır. Diğer Avrupa ülkelerinde de şişman insan sayısı hızla artmaktadır.

Az Gelişmiş Ülkelerde Şişmanlık:

Az gelişmiş ülkelerde ise şişmanlık oranı daha düşüktür. Çin’de toplumun %8-12’si şişmanken, Afrika ülkelerinde beslenme yetersizliği vardır. Nijerya’da erkeklerin %1’i, kadınlarınsa %3’ü aşırı kiloludur. Gelişmişlik düzeyi yüksek olan Güney Afrika’da ise siyah kadınların %31.8’i ve siyah erkeklerin %6’sı şişmandır.

Türkiye’de Şişmanlık Sıklığı:

Türkiye’de şişmanlık sıklığı ilk olarak 1990 yılında, Kardiyoloji Derneği’nin TEKHARF çalışmasıyla belirlenmiştir. Bu çalışmaya göre, 1990 yılında şişmanlık sıklığı erkeklerde %9, kadınlarda %24 iken, 1999 yılında bu oran erkeklerde %19’a, kadınlarda ise %38.8’e çıkmıştır.
İlginç bir bulgu ise, Almanya’nın Giessen şehrinde yaşayan Türklerdeki şişmanlık sıklığının, Türkiye’deki Türklerden daha fazla olduğunun saptanmış olmasıdır. Bu bulgu yaşam şeklinin ve alınan gıdaların şişmanlık üzerindeki etkisini göstermesi açısından güzel bir örnektir.
2000 yılında 15 ilde yapılan TURDEP çalışmasına göre, Türkiye’deki şişman insan sayısı %22.3’tür. Yine bu çalışma sonuçlarına göre, Türkiye’de şişmanlık, kırsal (%19.6) alanda yaşayanlarda kentlerde yaşayanlara (%23.8) kıyasla daha düşüktür.
2002 yılında yapılan TOHTA (Türkiye Şişmanlık ve Hipertansiyon Taraması) çalışmasında ise, 23.888 kişi taranmıştır. Bu çalışmada, Türkiye’de aşırı kilolu (toplu) oranı %41, şişmanlık oranı ise %25.2 olarak saptanmıştır. Görüldüğü gibi Türkiye’de de şişmanlık hızla artmaktadır. Artık köylerde de evde yapılan tam buğday ekmeği yerine, fırınlardan alınan beyaz ekmeğin tüketilmeye başladığı ve bunun günlük gıdanın önemli bir kısmını oluşturduğu dikkate alınırsa, önümüzdeki 10 yıl içinde köylü nüfusta da şişmanlık, şeker hastalığı ve kalp hastalığı sıklığında büyük bir artış beklemek yanlış olmaz.

Çocukluk Çağında Şişmanlık Sıklığı:

Çocuklardaki şişmanlık sıklığında da son yıllarda çok hızlı bir artış hatta patlama vardır. Bu nedenle, eskiden erişkin yaşlarda görülen Tip 2 şeker hastalığı artık çocukluk veya ergenlik çağında da görülmeye başlamıştır. Fransa’da son 10 yılda çocuklarda şişmanlık sıklığı 5 kat, ABD’de ise 1976 yılından bu yana 2 kat artmıştır. Çocukluk çağındaki şişmanlık Türkiye’de de hızla artmaktadır.
Çocuklarda şişmanlığın bu denli hızlı artmasından çevre faktörlerindeki değişiklikler sorumludur. Hareketsiz bir yaşam biçiminin egemen olması; televizyon ve bilgisayar önünde fazla vakit geçirme; karbonhidratlar ve yağlı gıdalarla aşırı beslenme; çocukların okullarda dar bir çevrede kalmaları, oyun ve egzersiz yapamamaları; televizyonlarda yapılan gıda, şeker ve çikolata reklamları bu artışta başlıca etkenlerdir. Yapılan bir çalışmayla, günde iki saatten fazla televizyon seyreden çocukların %52’sinde aşırı kilo ve %28’inde şişmanlık saptanmıştır.