MİNERALLER
Mineraller çinko kalsiyum selenyum bakır gibi minerallerdir
ÇİNKO KULLANIMI, FAYDALARI, EKSİKLİĞİ
Çinko, vücudumuzdaki birçok enzimin ve insülin
hormonunun yapısında bulunan önemli bir mineraldir. Çinko vücudumuzda
çoğunlukla iskelet kemikleri ve kaslarda bulunur. Bağırsaklardan
emilmesi için pankreasın salgıladığı enzimlere ihtiyaç vardır. Çinko
vücutta birçok enzimin yapısında bulunur ve ayrıca hücre membranı
dediğimiz hücreyi çevreleyen zarda bulunarak hücreyi oksitleyici
radikallerden korur. Çinko ayrıca RNA ve DNA’yı sabit hale getirir ve
DNA’nın iyi çalışmasını sağlar.
Prostat bezinin ve üreme organlarının iyi çalışması için yeteri kadar çinko alınması gerekir.
Çinko, bağışıklık sistemi
dediğimiz vücut direncinin güçlenmesinde, yara iyileşmesinde, tat ve
koku duyusunun oluşmasında, büyüme, gelişme ve gebelik döneminde
faydalı etkileri olan bir mineraldir. Çinkonun iştah üzerine olan etkileri de vardır ve bu konuda araştırmalar henüz sonuçlanmamıştır. Sperm hareketinin artmasında çinkonun rolü vardır.
Çinko kuvvetli bir antioksidandır. Vücudumuzda bakır-çinko süperoksit dismutaz (CuZnSOD) isimli antioksidan bir enzimin yapısına girerek bağışıklık sistemini kuvvetlendirir. Günlük çinko ihtiyaç 11 mg kadardır.
Çinko Hangi Gıdalarda Vardır?
Arpa, peynir, sığır eti, kepekli ekmek, tavuk,
yumurta sarısı, süt ve süt ürünleri, balık, patates, ceviz, badem, tam
tahıl, kuru fasulye, lahana, ayçekirdeği, karaciğer, kuzu eti ve
tahıllarda çinko vardır. Kırmızı et ve tavuk eti gibi hayvansal
gıdalarda bulunan çinko daha kolay emilir. Diyete ilave olarak çinko ve demir alınacaksa, ikisinin farklı zamanlarda alınması gerekir.
Çinko Eksikliği:
Çinko eksikliğinde şu belirtiler oluşur:
· Büyümede gecikme
· Kıllarda dökülme ve saç dökülmesi (alopesi), saç renginde değişiklik
· İshal
· Ergenliğe girememe,
· Seksüel gelişim bozukluğu (hipogonadizm)
· Penis sertleşmesinde zorluk (empotans)
· Sperm sayısında azalma (oligospermi)
· Göz ve deri yaraları
· İştah kaybı
· Kilo kaybı
· Yaraların iyileşmesinde gecikme
· Ağız tadında bozukluk
· Bağışıklık sisteminde zayıflık ve kolay hastalanma
· Gece körlüğü
· Cilt hastalıkları
Çinko eksikliği şu kişilerde daha fazla görülür:
· Beslenmede çinko içeren besinlere yer vermeyenlerde
· Sadece damardan beslenen hastalarda
· Fazla alkol alanlarda
· Bağırsak hastalığı olanlarda
· Vejetaryen olanlarda
· Gebelik ve emzirme döneminde
· Uzun süren ishali olanlarda
· Bağırsaklarında Crohn ve ülseratif kolit hastalığı olanlarda
· Sickle cell anemisi denen bir kansızlık türünde
· 65 yaşın üzerindeki yaşlılarda
· Penisilamin isimli ilacı kullananlarda
· Epilepsi ilacı olan sodyum valproate kullananlarda,
· idrar söktürücü ilaç kullananlarda
· Tüberküloz (verem) hastalığının tedavisi için etambutol isimli ilacı kullananlarda
· Siroz hastalarında
· Diyabetli hastalarda idrarla çinko kaybı fazladır.
Bu nedenle şeker hastalarında bağışıklık sistemi bozuktur. Bu hastalara
çinko verilmesi faydalı olur.
Çinkonun Faydalı Olduğu Hastalıklar:
1- Boyu uzamayan veya kilo almayan çocuklarda
çinko yetmezliği olabilir. Büyüme geriliği olan çocuklarda günde 5-7 mg
çinko ilavesi ile büyüme hız kazanmaktadır. Çinko eksikliğinin büyüme
üzerindeki bu etkisinin mekanizması tam olarak bilinmemekteyse de, insülin like growth faktör-1
isimli büyüme hormonu üzerinden olduğu düşünülmektedir. Bu tür
çocuklarınız varsa endokrinoloji ve metabolizma uzmanı bir doktora
başvurmanız gerekir. Burada çocuğunuzun hormonları ve diğer kan
tetkikleri yapılarak değerlendirilecektir.
2- Sık enfeksiyona yakalanan kişi veya çocuklarda vücuttaki çinko araştırılmalı ve eksiklik varsa ilave verilmelidir
3- Çocuk ishallerinde çinko eksikliği araştırılmalı ve eksiklik varsa verilmelidir. Çinko verilmesinin ishalleri azalttığı saptanmıştır.
4- Sık akciğer enfeksiyonu
olan çocuklarda da çinko eksikliği olup olmadığını araştırmak gerekir.
Yaşlı kişilerde görülen akciğer enfeksiyonlarının zemininde çinko
eksikliği bulunabilir ve bunlara çinko verilmesi gerekebilir.
5- Yaşlı kişilerde sık görülen gözün makula dejeneransı hastalığında çinko almanın faydası olabilir. Bunu göz doktorunuzla konuşmanızda fayda vardır.
6- Şeker hastalarında
da çinko eksikliği araştırılmalı ve eksiklik varsa destek tedavisi
olarak alınmalıdır. Diyabetli hastalarda idrarla çinko kaybı fazladır.
7- Gebe ve emziren kadınlar ve yaşlıların ilave
olarak çinko almaları gerekebilir. Bu nedenle çinko tetkiki yapılıp
eksiklik varsa uygun dozda çinko ilavesi gerekir.
8- Sperm sayısı az kişilerde kanda çinko düzeyine bakarak eksiklik vardsa verilmelidir.
9- Ayrıca idrar söktürücü ilaç (diüretikler) kullananlar, kalsiyum ilacı alanlar ve bol posalı beslenenler, bağırsaklarında Crohn ve ülseratif kolit
hastalığı olanlar ve devamlı enfeksiyonu olanlar da ilave çinko almak
faydalı olabilir. Bu hastalıklarınız varsa tedavinizi yapan doktorunuz
ile konuşmanız faydalıdır. Çinko günlük 15 mg’dan fazla
alınmamalıdır.
10. Çinko eksikliğinde tiroid hormon metabolizması
bozulur ve kandaki T3 ve T4 hormonu % 30 oranında azalır. Bu arada T4
hormonunun T3 hormonuna dönüşümünü sağlayan enzim (deiyodinaz enzimi)
çinko eksikliğinde % 67 oranında azaldığından T3 hormon azlığı meydana
gelir. Bu nedenle çinkodan zengin olan peynir, sığır eti, kepekli
ekmek, tavuk, yumurta sarısı,süt ve süt ürünleri, balık, patates,ceviz,
badem, tam tahıllar, kuru fasulye, lahana, ay çekirdeği ve kuzu eti
gibi gıdalarla beslenmek tiroid sağlığımız için gereklidir.
Çinko Eksikliği Nasıl Anlaşılır?
Çinko eksikliği için kanda çinko seviyesini ölçmek
gerekir. Kanda 60 mikrogram/dl’den az ise çinko yetmezliği vardır.
Yalnız kandaki çinko seviyesi dokulardaki çinko hakkında yeterli bilgi
vermez. Dokularda çinko eksikliği olup olmadığını anlamak için
eritrosit alkalen fosfataz veya serum süperoksit dismutaz aktivitesini
ölçmek gerekir. Kanda alkalen fosfataz düzeyinin çok düşük olması da
çinko yetmezliğini düşündürebilir.
Çinko Fazla Alımının Zararı?
Fazla alınan çinko kişilerde bulantı, kusma, ishal
ve karın ağrısı yapar. Genellkle çinko bulaşmış içecekler ve gıdalarla
bu çinko zehirlenmesi ortaya çıkar. Uzun süre çinko alanlarda bakır
yetmezliği ortaya çıkabilir.
KAYNAK: Prof Dr Metin Özata, Vitamin, Mineral, Bitkisel Urun Kullanım Rehberi, Gurer yayınları, 2008
DEMİR MİNERALI, FAYDALARI, EKSİKLİĞİ VE DEMİR İLAÇLARI
Demir, vücudumuzda yüzlerce protein ve enzimin yapısında bulunan çok önemli bir mineraldir. Kan yapımı için yeteri kadar demir almamız gerekmektedir.
Demir eksikliği dünyanın en sık görülen beslenme problemidir ve dünya
nüfusunun %30’unda görülür. Türkiye’deki kadınların ve çocukların
çoğunda demir eksikliğine bağlı kansızlık vardır.
Demir, kanımızda kırmızı kan hücrelerinin içinde bulunan ve oksijeni taşıyan hemoglobin isimli bir proteinin yapısında bulunur. Demir eksikliğinde dokulara oksijen yeteri kadar taşınamadığından yorgunluk, iş performasında azalma ve bağışıklık sisteminde zayıflama oluşur. Ancak fazla alınan demir ise vücuda zararlıdır ve ölüme bile neden olabilir. Vücuttaki demirin 2/3’si hemoglobin’de,
% 15’i ise depo edilmiş olarak karaciğer ve dalakta bulunur. Depo
demirine ferritin adı verilir. Demir ayrıca kaslarda oksijen taşıyan
myoglobulinde, bazı enzimlerin yapısında bulunmaktadır. Demir depoları
bağırsaktan alınan demir ile düzenlenmektedir. Demir alımı yetersiz ise
veya fazla kan kaybı nedeniyle demir eksikliği oluşmuşsa kansızlık
meydana gelir. Kadınlarda adet kanamalarının fazlalığı demir eksikliğinin en önemli nedenlerinden birisidir.
Demirin Bağırsaklardan Emilimini Neler Bozar veya Artırır?
Sağlıklı bir kişide besinlerle alınan demirin ancak
%10-15’i bağırsaklardan emilmektedir. Vücuttaki demir depoları
bağırsaklardan demir emilim oranını etkiler. Vücudunuzda demir az ise
bağırsaklardan daha çok demir emilimi olmaktadır. Vücutta demir çoksa
bağırsaklardan demir emilimi az olur. Ette bulunan demirin emilimi daha
iyi iken sebzelerdeki demirin emilimi daha azdır.
Et proteinleri ve C vitamini demirin emilimini artırmaktadır. Gıdaların
içinde bulunan kalsiyum, çay, pirinç ve bakliyatlar (kuru fasulye,
nohut, mercimek gibi) ve soya yağı veya proteini bağırsaklardan demir
emilimini azaltırlar. Kanınızda ferritin denen demir az ise veya demir
yetmezliğine bağlı kansızlık varsa çayı yemekler arasında ve yemekten 1 saat sonra içmelidir.
Demir Hangi Gıdalarda Bulunur?
Demir kırmızı ette çok bulunur, beyaz ette ise çok
az bulunur. Kuzu ciğeri, kuru kayısı, kepekli ekmek, sığır eti,
yumurta, biftek, kırmızı şarap, soya, kuru fasulye, bezelye, patates,
kuru üzüm, pekmez ve ıspanak gibi besinlerde demir vardır. Kolesterol
korkusu nedeniyle kırmızı et yemeyenlerde sıklıkla demir eksikliği ve
kansızlık oluşur. Bu nedenle kolesterol yüksekliği dahi olsa haftada
bir kez haşlama olarak kırmızı et yemek gerekir.
Günlük Demir İhtiyacı Ne Kadar?
Günlük demir ihtiyacı 7-12 aylık bebeklik döneminde
11 mg/gün, 1-3 yaş arasında 7 mg/gün, 19-50 yaş arası erkeklerde 8
mg/gün, kadınlarda 18 mg/gün, gebelikte 27 mg/gün ve emzirme döneminde
9-100 mg/gün’dür.
Kadınlarda adetlerle fazla kanama olması veya başka
kanamalar nedeniyle (ameliyatlar, kesikler, trafik kazası, hemoroidler)
demir kaybı olunca vücut bunu önce depo demirinden karşılamaya çalışır.
Depo demiri denen ferritin de azalınca kansızlık oluşmaya başlar. Demir eksikliği oluştuğunda kandaki ferritin düzeyi azalır. Bu nedenle vücutta demir eksikliği olup olmadığını anlamak için kanda ferritin düzeyi ölçümü yapılmaktadır.
Demir eksikliğinin başlıca nedenleri nelerdir?
· Diyetle az demir almak, kırmızı et yememek, vejetaryen bir diyet uygulamak
· Bağırsaklardan demir emiliminin az olması (mide
ameliyatları geçirmek, midede helikobakter pilori enfeksiyonu olması)
ve bağırsak hastalıkları
· Aşırı kan kaybetmek; adetlerle aşırı kan kaybı, rahimde spiral kullanımı, ameliyatlarda kan kaybı
· Demir ihtiyacının artması (gebelik, aşırı egzersiz yapılması gibi)
· Dializ hastaları
· A vitamini eksikliği
Demir Eksikliğine Bağlı Kansızlık (Anemi)
Demir alımı kayıptan fazla olunca önce demir
depoları azalmaya başlar. Bu aşamada kanda ferritin düşer. Dünyada % 80
kişide demir yetersizliği vardır. Bu azalma devam ederse kemik iliğinde
kan yapılamayacağından kansızlık oluşur. Toplumda % 30 kişide demir
eksikliği anemisi vardır. Kansızlığa tıp dilinde anemi denir. Demir
eksikliğine bağlı kansızlık toplumda çok sıktır. Demir yetmezliğine
bağlı kansızlık (anemi) olduğunda şu belirtiler ortaya çıkar:
· Yorgunluk, halsizlik
· Solgunluk, tırnaklarda kırılma, çarpıntı
· Üşüme
· Baş dönmesi, baş ağrısı
· Uykusuzluk
· Halsizlik ve güçsüzlük
· İş veriminde düşme
· Okul performansında azalma
· Beyin fonksiyonlarında azalma
· Vücut direncinde düşme ve enfeksiyonlara sık yakalanma
· Dilde iltihap
· Çok az hastada toprak yeme (pica anemisi)
Kimler İlave Demir İlacı Kullanmalıdır?
Demir kaybı fazla olan ve demir ihtiyacının arttığı durumlarda demir ilacı alınmalıdır. Bu durumlar şunlardır:
· Gebeler
· Erken doğan ve düşük ağırlıklı bebekler
· Emen bebekler
· Ergenlik çağındaki kızlar
· Fazla adet kanaması olan kadınlar
· Böbrek yetmezliği olan ve dialize girenler
· Bağırsak ve mide hastalığı olanlar (Çöliak ve Crohn hastalığı gibi)
Bu kişilerde kanda demir düzeyine bakıp ona göre ilaç verilmelidir.
Demir İlacı Alırken Dikkat Edilecek Hususlar:
Demir yetmezliği anemisi olanlarda demir ilacı
verilir. Amaç demir depolarını doldurmak ve kansızlığı düzeltmektir.
Kanda hemeglobin düşük ise kanda ferritin düzeyi ölçülür ve ferritin 15
mikrogram/lt den düşükse demir ilacı tedavisine ihtiyaç var demektir.
Demir ilaçlarındaki demir ferroz ve ferik durumdadır. Ferroz sülfat,
ferroz fumarat ve ferroz glukonat olarak alınan demir ilacı en iyi
emilen türleridir.
Demir hapları genellikle aç karna alınmalıdır.
Böylece demir ilacının emilimi daha iyi olur. Bazı demir ilaçları da
sıvı şeklinde flakon içinde olur ve içilir. Ancak demir ilacı tedavisi
sırasında bulantı, kusma, dışkıda siyahlaşma, kabızlık ve ishal
olabilir. Bu tür şikayetleri azaltmak için demir ilacı besinlerle
birlikte ve önceleri düşük dozda başlayıp sonra artırarak alınabilir.
Demir ilacı antiasit denilem mide haplarının alımından 4 saat sonra
alınmalıdır. İki değerli demir ilacı alınıyorsa emilimini artırmak için
250 mg C vitamini ilave olarak alınabilir. 325 mg’lık demir sülfat
ilacının içinde 65 mg elementer demir vardır. Tedavide günde 150-200 mg
elementer demir alınacak şekilde doktorunuz ilacınızın dozunu ayarlar.
Bazen demir ilacı iğne olarak intramuskuler (kabadan) yapılabilir.
Demir ilacı tedavisiyle kanda hemeglobin 2-3 hafta sonra artmaya
başlar.
Demir ilacı aldığı halde kansızlığı bir türlü düzelmeyen hastalar olabilir. Bunun nedeni şunlar olabilir:
· Teşhis yanlış olabilir. Hastada talessemi veya myelodisplastik sendrom denilen başka kan hastalıkları vardır.
· Hastada demir ilacına cevap verilmesini engelleyen
başka hastalıklar olabilir. Bunlar kronik hastalık anemisi, böbrek
yetmezliği olabilir.
· Demir ilacıyla birlikte antasit gibi başka ilaçlar kullanıyor olabilir. Bunlar emilimi bozar
· Demir kaybı alınandan fazla olabilir. Buna örnek olarak bağırsaktan kanama ve dializdir.
· Hastada demir emilim bozukluğu olabilir.
Helikobakter pilori hastalığı, gastrit, çöliak hastalığı varsa demir
emilimi bozuktur.
Demir İlacı Rasgele Alınacak Bir İlaç Değildir:
Demir, rasgele alınacak bir ilaç değildir. Alınan
demirin fazlası vücutta özellikle kalp, karaciğer ve kemik iliğinde
birikerek zararlı olur. Kanımızda demir çok artarsa karaciğerde siroz
ve kalp yetmezliği gelişebilir. Bu nedenle erişkin yaştaki erkekler ve
menopozdaki kadınlarda demir eksikliği yoksa ilave demir alınmamalıdır.
Sık kan alan hastalar da demir ilacı alırken dikkatli olmalıdır.
KAYNAK: Prof Dr Metin Ozata, Vitamin, Mineral, Bitkisel Urun Kullanım Rehberi, Gürer Yayınları, 2008
MAGNEZYUM MINERALI EKSIKLIGI, MAGNEZYUM KULLANIMI VE MAGNEZYUMUN FAYDALARI
Mağnezyum vücudumuzda en fazla bulunan dördüncü
mineraldir. Vücudumuzdaki mağnezyumun yarısı hücrelerin içinde, diğer
yarısı da kalsiyum ve fosforla birlikte kemiklerde bulunur. Kan
dolaşımında ise vücudumuzdaki toplam mağnezyumun %1’i bulunmaktadır.
Magnezyum, vücudumuzda kemik dokusu, sinir dokusu ve kasların çalışmasını ve kalp atımlarını düzenler. Kalsiyumla ortak görevleri vardır. Kemiklerin kuvvetli olmasını ve bağışıklık sistemini destekler. Mağnezyum kan şekerinin düzenli olmasını
sağladığı gibi kan basıncını düzenler ve enerji metabolizmasını
ayarlar. Mağnezyum ince barsaklardan emilir ve böbreklerden atılır.
Mağnezyum Hangi Gıdalarda Bulunur?
Ispanak gibi yeşil sebzelerde mağnezyum bol bulunur.
Kuru baklagiller, kuru yemiş (ceviz, badem gibi) ve tam tahıllar ve
içme suyu mağnezyum kaynağıdır. Yer fıstığı, kepekli ekmek, peynir,
tavuk, biftek, patates, portakal, domates, soğan, incir, üzüm, hurma,
ceviz, badem, tohumlar, tam tahıllar, çavdar, yoğurt, patates, havuç,
kereviz, fındık, marul ve pırasa gibi yeşil sebzelerde magnezyum
bulunmaktadır.
Yeterli mağnezyum almak için günde 5 porsiyon sebze
ve meyve yenmelidir. Rafine besinlerde mağnezyum çok az bulunur. Tam
buğday ekmeğinde beyaz ekmeğe göre 2 kat daha fazla mağnezyum vardır.
Mağnezyumun bir kısmını içtiğimiz sudan alırız. Sert sularda daha fazla
mağnezyum vardır.
Günlük mağnezyum ihtiyacı 320-420 miligram kadardır. Yeteri
kadar yeşil sebze ve fındık, ceviz gibi mağnezyumdan zengin gıdalarla
beslenenlerde şeker hastalığı riskinin azaldığı gösterilmiştir. Yeteri
kadar mağnezyumdan zengin gıdalarla beslenenlerde Tip 2 diyabet denen
erişkin tip diyabetin daha az görüldüğü saptanmıştır.
Mağnezyum Eksikliği:
Mağnezyum eksikliğinde kaslarda kramplar
oluşmaktadır. Mağnezyumun kan şekerinin ayarlanmasında önemli rolü
vardır. Mağnezyum yetmezliği olan şeker hastalarında göz dibindeki
retina adı verilen damardan zengin bölgesinde daha fazla bozukluk
görülür. Mağnezyum eksikliği olan şeker hastalarında koroner kalp
hastalığı riski artar. Şeker hastalarında idrarla mağnezyum atılımı çok
arttığından kanda mağnezyum eksikliği sık görülür. Bu nedenle şeker
hastalarında mağnezyum tetkiki yaptırmak çok önemlidir. Kanlarında
mağnezyumu az olan kişilere günde 300-350 mg mağnezyum içeren ilaçlar
verilir.
Mağnezyum eksikliği şu durumlarda sık görülür:
· Mağnezyumun bağırsaklardan emiliminin bozuk olması (bağırsak hastalıkları)
· Besinlerle az miktarda alınması
· İdrar söktürücü ilaçların kullanımı (Lasix ilacı gibi ilaç alanlarda)
· Gentamisin, amfoterisin, siklosporin gibi antibiyotikleri kullananlarda
· Cisplatin isimli kanser ilacını kullananlarda
· Şeker hastalarında idrarla mağnezyum kaybı fazladır
· Fazla alkol içenlerin çoğunda mağnezyum eksikliği vardır
· Devamlı ishal olanlarda
· Devamlı potasyum ve kalsiyum eksikliği olanlarda
· Yaşlılarda
Yukarıda sayılan durumlarda ilave mağnezyum almak
gerekir. Bu amaçla kan mağnezyumu ölçülmeli ve ona göre mağnezyum
ilaçları alınmalıdır.
Mağnezyum eksikliğinde şu belirtiler oluşur:
· İştah kaybı
· Bulantı, kusma,yorgunluk ve halsizlik
· Depresyon ve kişilik değişiklikleri
· Kaslarda kramp
· Bacaklarda uyuşma, his kaybı
· Kalp atışlarında bozukluk
· Kalpteki koroner damarlarda kasılma
· Bayılmalar, kasılmalar
· İleri mağnezyum eksikliği kalsiyum düşüklüğü yapar.
· Kanda potasyum düşüklüğü olur
Mağnezyum İlacı Nasıl Kullanılır?
Mağnezyum eksikliği koyu yeşil ve yapraklı sebzeleri
bol yiyerek gidermeye çalışmalıdır. Aşırı düşük mağnezyum varsa damar
yoluyla doktor kontrolünde tedavi edilir. Mağnezyum tabletleri ilaç
olarak kullanılır. Bazı mağnezyum ilaçları ishal yapabilir. Böbrek
yetmezliği olanlar mağnezyum ilacı alırken doktora sormalıdır. Bu
hastalar idrarla mağnezyum atamadığından kanda mağnezyum birikir.
Mağnezyum alımı, kemik erimesi (osteoporoz) tedavisi için de
çok faydalıdır. Mağnezyum ilaçlarının çok fazla alınması ishal ve
böbrek yetmezliği yapabilir. Bu nedenle önerilen dozdan fazla
alınmamalıdır.
KAYNAK: Prof Dr Metin Ozata, Vitamin, Mineral ve Bitkisel Urun Rehberi, Gurer yayınları, 2010
KALSİYUM DESTEĞİ VE KALSİYUM HAPLARI (İLACI) KULLANIM REHBERI
Kalsiyum insan vücudunda en bol bulunan mineraldir. Vücut ağırlığının %1,5’tan fazlasını oluşturur. Vücuttaki kalsiyumun %99’u kemiklerde
ve dişlerde, geri kalanı yumuşak dokularda bulunur. Yetişkin bir
insanın vücudundaki kalsiyumun çoğu sürekli olarak kemikten kana
karışır ve yeniden kemik yapımında kullanılır Bu nedenle hayatımız
boyunca kemiklerimize giren ve çıkan kalsiyum oranını dengede tutulması
sağlıklı kemikler için çok önemlidir. Kalsiyum ile D vitamini kemik sağlığı için birlikte hareket ederler.
Kalsiyum, kemik ve dişlerin oluşumuna ve sağlıklı kalmalarına, kalp atışının düzenlenmesine ve kanın pıhtılaşmasına yardım eder.
Kas gücü ve sinir iletimi için kalsiyum gereklidir. Kalsiyum kaslarda troponin-c denen bir proteine bağlanır ve bu sayede kaslarımız hareket edebilir ve kasılabilir. Kalsiyum, yine kaslarda kalmodulin isimli bir proteine bağlanarak enerji kaynağı olan glikojenin (şeker deposu) parçalanıp kas kasılması için gerekli enerjinin ortaya çıkmasını sağlar. Görüldüğü gibi kaslar kalsiyum olmadan yeteri kadar görev yapamazlar.
Kalsiyum Hangi Gıdalarda Mevcut?
Süt, yoğurt ve peynir kalsiyumun en fazla bulunduğu
veya kişilerin kalsiyumu aldığı gıdalardır. Erişkinlerin hergün 2-3
bardak süt veya yoğurt yemesi gerekli kalsiyum alımı için önemlidir.
Süt tozu, süt, peynir, sardalya, kuru incir, yoğurt, yer fıstığı,
lahana, kepekli ekmek, yumurta, balık, badem, kabak, brokoli,
ıspanak ve maydanoz gibi besinlerde kalsiyum vardır. Süt içemeyen bir
kişi aynı kalsiyumu bir bardak yoğurt, 50 gram peynir, 100 gram brokoli
yiyerek alabilir.
Süt İçmeyi Alışkanlık Haline getiriniz:
En iyi kalsiyum kaynağı süttür. Bir bardak sütte 300
mg kalsiyum vardır. Fazla süt içilmesi ise kabızlık yapar. Sütte
kalsiyumdan başka fosfor, potasyum, riboflavin, A vitamini, B12 vitamini, mağnezyum, protein ve niasin vardır.
Son yıllarda süt içiminde azalma görülmektedir.
Özellikle çocuk ve gençler süt yerine daha fazla çay, kahve, kola ve
gazoz içmeye başlamıştır. Ayrıca gençlerde ve çocuklarda kahvaltı yapma
sıklığının giderek azalması (ortalama % 25’i kahvaltı yapmaz) süt
içimini azaltmaktadır. Yapılan çalışmalar çocukların sade süt yerine
çikolatalı süt veya meyveli sütleri tercih ettiğini göstermiştir. Bu
nedenle süt tüketimin artırılması için bazı önlemlerin alınması
gerekmektedir.
Günlük Kalsiyum İhtiyacı:
Günlük kalsiyum ihtiyacı 14-18 yaş arası 1300
mg/gün, 19-50 yaş arası 100 mg/gün ve 51 yaş sonrası 1200 mg/gündür.
A.B.D.’de yapılan çalışmalarda günlük kalsiyum ihtiyacının kişilerin
ancak yarısında yeterli düzeyde alındığını göstermiştir. Ülkemizde bu
oranın daha fazla olma olasılığı yüksektir.
Kalsiyumun Barsaklardan Emilmesini Etkileyen Nedenler Nelerdir?
Bağırsaklardan kalsiyumum emilimi vücuttaki kalsiyum
durumunai D vitamini durumuna, yaş, gebelik ve diyetteki bitkilere göre
değişir. Kalsiyum emilim oranı bebeklikte ve çocuklukta % 60 iken
erişkinlerde alınan kalsiyumun % 15-20’si bağırsaklardan emilir. Yaş
arttıkça kalsiyum emilimi azalır. D vitamini de bağırsaklardan kalsiyum
emilimine yardımcı olur. Yeterli emilim için yeterli D vitamini olması
gerekir. Yemekte bulunan fitik asit ve oksalik asit kalsiyumun emilimi
önler. Oxalik asit ıspanakta, tatlı patateste ve bezelyede vardır ve
bunlar kalsiyumun emilimini engeller.
Kanda Kalsiyumun Az Olmasının Nedenleri:
Kan kalsiyumu daha önce belirttiğimiz gibi
paratiroit hormonu, D vitamini ve Mağnezyum mineralinin ortak etkileri
sonucu bir denge halinde tutulur. Bu arda diyetle yeteri kadar kalsiyum
alınılıp alınmaması ve böbreklerin sağlam veya hasta olması da kan
kalsiyum düzeyini etkiler. Kanda kalsiyum düşüklüğü yapan nedenler
şunlardır:
· Paratiroit hormonunun az salgılanması
· Kronik böbrek yetmezliği
· D vitamini yetersizliği
· Kanda mağnezyum düşüklüğü
· Gıdalarla yeteri kadar kalsiyum almamak
· Kalsiyumun idrarla fazla atılması
· Kalsiyum emiliminin barsaklardan iyi olmaması
Kalsiyum ve Kemik Sağlığı İçin Beslenmemizde Dikkat Etmemiz Gereken Kurallar:
· Diyetimizle yeteri kadar D vitamini almak
kalsiyumun kanda normal olması için gereklidir. Balık ve süt gibi D
vitamininden zengin gıdalar almak ve günde en az 15 dakika güneş
banyosu yapmak çok önemlidir.
· Aşırı tuzlu yememek gerekir. Fazla tuz yiyenlerde
idrarla kalsiyum atılımı artar ve kan kalsiyumu azalır. Bu azalma da
sonuçta kemik erimesine neden olur. Böbrek taşı oluşumunu önlemek için
de fazla tuzlu yememek gerekir.
· Proteinli gıda (et ve balık) fazla yiyenlerde de
idrarla atılan kalsiyum miktarı artar. Her 1 gram protein fazlası,
idrarla 1.75 mg kalsiyum atılımı yapmaktadır. Proteinin az alınması da
kan kalsiyumum düzeyine zararlı etki yapar. Bu nedenle kan kalsiyumunun
dengede tutulması için proteinli gıda alımı yeteri kadar olmalıdır.
Kan Kalsiyumu Düştüğünde Oluşan Belirtiler
Kol ve bacaklarda kramp
Eklem ağrıları,
Tırnaklarda kırılma,
Tansiyonda artma,
El ve bacaklarda uyuşma,
Kolesterolde artış
Depresyon görülebilir.
Kan kalsiyumu düşünce vücut bunu normal seviyeye getirmek için kemiklerden kalsiyum çeker ve kemik erimesi (osteoporoz) gelişir. Kemik erimesini önlemek için günlük 1000-1500 mg kalsiyum alınması gerekir.
Yeterli Kalsiyum Almanın Faydaları:
· Düzenli kalsiyum alanlarda meme ve bağırsak kanseri daha az görülür.
· Kemik erimesinin tedavisi ve önlenmesi için, kalsiyum alımı çok önemlidir. Kemik erimesinin tedavisi için her gün 1200 mg kalsiyum ve 600 ünite D vitamini alınması gerekir
· Tansiyon yükselmesi daha az görülür.
· Kilo vermek daha kolay olur
Kalsiyum Hapı Alırken Diğer İlaçlara Dikkat
Kalsiyum hapları diğer ilaçların
emilimi bozabilir veya etkisini azaltıp artırabilir. Ağaıda verilen
ilaçları kullananlar birlikte aynı öğünde kalsiyum almamalıdır.
Digoksin (kalp ilacı)
Levotiroksin (tiroid ilacı)
Tetrasiklin antibiyotik
Epilepsi tedavisinde kullanılan fenitoin
Tiazid tipi diüretikler
Kortizon
Anitiasidler (mide ilaçları)
Kalsiyum İlaç Tipleri
Piyasada satılan kalsiyum ilaçlarının çoğu kalsiyum karbonat veya kalsiyum sitrat
şeklindedir. Kalsiyum karbonat ucuz ve kolay bulunur. Mide asidi az
olanlarda kalsiyum sitrat daha iyi emilir. Diğer kalsiyum ilaçları
kalsiyum glukonat, kalsiyum laktat ve kalsiyum fosfattır.
Kalsiyum
haplarını alırken bir defada 500 mg dan fazla almamalıdır. Emilimin iyi
olması için örneğin 1000 mg lık kalsiyum hapı bir defada değil ikiye
bölü iki defada alınmalıdır.
Kalsiyum alımı midede yanma, gaz, kabızlık yapabilir. Bu tür şikayertler varsa ilacı değiştirin, yemekle birlikte alın
KAYNAK: Prof Dr Metin Özata, Vitamin, Mineral Bitkisel Urun Rehberi, Gurer Yayınları, 2010
KANDA POTASYUM VE SODYUM DÜZEYİNİN ONEMI
POTASYUM:
Hücrelerin düzenli çalışması için çok gerekli olan
potasyum, hücre içinde hücre dışına göre 30 kat daha fazla bulunur.
Potasyum, sinirlerin iyi çalışmasını, kasların kasılmasını ve kalp
kasının iyi çalışması sağlanır.
Potasyum düşüklüğü,
aşırı kusma nedeniyle, idrar söktürücü ilaçların fazla alınmasıyla,
bazı böbrek hastalıklarında, çok alkol içenlerde aşırı kabızlık ilacı
kullananlarda magnezyum eksikliği olan kişilerde, aşırı kahve içenlerde
ve aldosteron isimli hormonun böbrek üstü bezinden aşırı salgılanması nedeniyle oluşur.
· Çoğu kişinin beslenmesinde tuz alımının fazla, potasyum alımının az olduğu görülür. Fazla sodyum/tuz alımı ve az potasyum alımı birçok kronik hastalığın gelişimine neden olmaktadır.
Günlük 40 mEq/l’den daha az potasyum alınması tansiyon çıkmasına
katkıda bulunmaktadır. Yapılan bir analiz çalışmasında potasyum
alımının 44 mEq/l’ye çıkarılması tansiyonu normal kişilerde kan
basıncında (tansiyonda) 2.4/1.6 mmHg bir azalmaya neden olurken
hipertansif kişilerde 2.4/2.5 mmHg bir azalmaya neden olmuştur. Fazla
tuz yiyenlerde böbrek taşı sık görüldüğü gibi kemik erimesi gelişir.
Diyetteki potasyum alımını artırıp tuzu azaltırsak, şu faydalar oluşur:
· Felç sıklığı azalır
· Tansiyon düşer
· Kemik erimesi azalır
· Böbrek taşı azalır
Günlük potasyum ihtiyacı 4.7 gram kadardır. Potasyum
sebze ve meyvelerde bol miktarda bulunur. Çok fazla sebze ve meyve
yiyenlerde günde 8-11 gram potasyum alımı olur. Muz, kayısı, hurma,
fasulye, portakal ve ıspanak potasyumdan zengindir. Bir orta boy muzda
467 mg, bir portakalda 237 mg, bir domateste 273 mg, bir avuç bademde
211 mg, bir avuç ayçekirdeğinde 211 mg ve yarım bardak ıspanakta 419 mg
potasyum vardır.
Potasyum kanımızda azalırsa
yorgunluk, halsizlik, kaslarda güçsüzlük, kas krampları ve
bağırsaklarda felç oluşur. Şiddetli potasyum azlığında kaslar çalışamaz
ve kalp ritmi bozulur ve hatta kalp durur. Potasyum ilave olarak alınması gerektiğinde potasyum bikarbonat şeklinde alınmasının daha iyi olduğu saptanmıştır.
Kanda potasyumun fazla olması da zararlıdır.
Potasyum yüksekliği genellikle böbrek yetmezliğinde, bazı idrar
söktürücü ilaçlar kullanıldığında ve aldosteron hormonunun
böbreküstü bezinden az salgılanması durumunda oluşur. Potasyumu yüksek
kişilerde kalp atışlarında bozukluk, el ve ayaklarda uyuşma ve
karıncalanma olur.
SODYUM-SOFRA TUZU:
Sodyum vücudumuzda en çok bulunan minerallerden
birisidir. Sodyum genellikle sofra tuzu veya tuzlu gıdalarla alınır.
Sodyum, damarlar içindeki kanın miktarı ve tansiyonumuzun kontrolünde
önemli rol oynar.
Kandaki sodyumun normal sınırlarda olmasını bazı
hormonlar ayarlamaktadır. Bu hormonlardan birisi böbreküstü bezinden
salgılanan aldosteron hormonu ile kortizol hormonudur. Beynimizde bulunan hipofiz isimli bezden salgılanan antidiüretik hormon (ADH) isimli hormon da kan sodyum düzeyinin az veya çok olmasında etkili olmaktadır.
Kandaki sodyum azlığı genellikle az tuz yenmesinden kaynaklanmaz.
Eğer kandaki sodyumun miktarı 136 mEq/L’nin altına
inerse sodyum düşüklüğü var denir. Kanda sodyum düşüklüğü ya vücutta
aşırı su birikmesi nedeniyle ya da aşırı sodyum kaybı nedeniyle oluşur.
Kortizol hormonunun az olması, tiroit hormonlarının az olması kanımızda
sodyum miktarını azaltabilir. ADH hormonunun aşırı salgılanması ise
vücutta su miktarını artırarak kan sodyumunu azaltabilir. Kandaki
sodyum düştüğünde baş ağrısı, bulantı, kusma, kas krampları, yorgunluk
ve baygınlık meydana gelir.
Aşırı egzersiz yapanlarda ve özellikle maraton
koşucularında kan sodyumunda düşme sık görülür. Bunun nedeni vücutta
sıvı birikimi olmasından ve sıvı atılımı azalmasından ileri gelir.
Bazı ilaçların kullanımı da kan sodyum düşüklüğü yapar. Bu ilaçlar şunlardır: Morfin, idrar söktürücü ilaçlar (Lasix), romatizma ilaçları (ibubrofen, naproksen), Prozac, ve Tofranil gibi psikiyatri ilaçları.
Erişkin bir kişi için günlük 1.5 gram sodyum alımı
(Tuz olarak en fazla 5.8 gram) yeterlidir. Bir besindeki sodyum miktarı
2.5 ile çarpınca tuz miktarı ortaya çıkar. Örneğin bir besinde 1.0 gram
sodyum var demek, 1x2.5= 2.5 gram tuz var demektir.
Tuz alınması ile bazı hastalıkların gelişmesi
arasında ilişki vardır. Diyetteki tuz azaltılınca aşağıdaki
hastalıkların görülme sıklığında azalma saptanmıştır:
· Mide kanseri
· Kemik erimesi
· Böbrek taşı
· Tansiyon
Tuzun fazla alınması bulantı, kusma, ishal ve karında kramp yapar.
KAYNAK: Prof Dr Metin Özata, Vitamin, Mineral, Bitkisel Urun Kullanım Rehberi, Gurer yayınları, 2010
|
|
|
|
|
|
|