Bazı kişiler diyet ve egzersiz yaptığı halde kilo
veremez veya daha önce kolay kilo verirken artık kilo veremez olurlar.
Bu kişilerde hormon bozuklugu vardır. Bu durum saptanmadan yapılacak
tüm diyet ve egzersiz çabaları başarısızlıkla sonuçlanır. Arkasından da
moral bozuklugu gelir. Oysa diyet yapmadan önce kilo alımına neden olan
hormon bozuklugunun saptanması bu boşuna geçecek zaman ve çabaları
önleyecektir. Bu nedenle önce obezite ile ugrasan bir ENDOKRIN UZMANINA
basvurmak gerekir.
Hormon Bozukluğu ve KİLO
Bazı hormon bozuklukları kilo almanın önemli bir
nedenidir. Fazla kilolu bir kişide bu hormon hastalıklarının olup
olmadığı mutlaka araştırılmalıdır. Kilo almanın sık görüldüğü hormon
hastalıkları, sıklıkla tiroid bezi yetmezliği veya böbreküstü bezinin
aşırı çalışmasıdır.
Tiroid bezi boynumuzda bulunan, kelebek şeklinde bir
salgı bezidir ve metabolizmamızı kontrol eden tiroid hormonlarını
salgılar. Tiroid hormonlarının T3 ve T4 olmak üzere iki tipi vardır. Bu
hormonlar az salgılandığında, hipotiroidi dediğimiz hastalık
oluşur, metabolizma az çalışır ve sonunda kilo alınır. Tiroid ameliyatı
geçirenlerde, Hashimoto tiroiditi denen tiroid hastalığı olanlarda ve
50 yaşından sonra kadınların çoğunda tiroid bezi yetmezliği gelişir. Bu
kişilerde halsizlik, yorgunluk, el ve yüzde şişme, unutkanlık, kan
yağlarında yükseklik ve en önemlisi kilo alma olur. Fazla kilolu
kişilerde mutlaka tiroid hormon tetkiklerinin yapılarak tiroid bezinin
az çalışıp çalışmadığı kontrol edilmelidir. Tiroid bezi yetmezliğinin
tedavi edilmediği fazla kilolu kişilerde kilo vermek çok zordur. Bu
hastalarda tiroid hormonu tedavisiyle TSH hormon düzeyinin normal
sınırlarda olmasının sağlanması gerekir.
Reaktif hipoglisemi dediğimiz kan şekeri düşüklüğü
kilo alımının ve kilo verilememesinin önemli nedenlerinden birisidir.
Bu kişilerde yemek sonrası kan şekeri düşer ve arkasından tatlı yeme
isteği oluşur. Bu nedenle yapılan tatlı atıştırmaları kilo alımına
neden olur. Pankreas bezinden aşırı insülin hormonu salgılanması ile
kendini gösteren insülin direnci denilen hastalıkta kanda yüksek
miktarlarda bulunan insülin hormonu kan şekerinde düşmeler yaparak kilo
alımına katkıda bulunmaktadır. Bu nedenle zayıflayabilmek için bu
yüksek insülin düzeylerinin azaltılması gerekir. Bazı ilaçlar, kilo
verme ve spor yapmak insülin hormonunu azaltarak kilo vermeye ilave
katkıda bulunur. İnsülin hormonu yüksek kişilerde zayıflama olsa bile
tekrar kilo alımı olmaktadır.
Böbreküstü bezinin aşırı çalışması durumunda bu bezden fazla miktarda kortizol
hormonu üretilir. Kortizol hormonunun fazlalığı ise, vücutta özellikle
karın ve ensede yağ birikimine ve fazla kilolulığa neden olur. Bazı
hastalıkların tedavisinde kullanılan kortizon ilacı da aynı mekanizma
ile kilo alınmasına neden olmaktadır.
Kadınlarda fazla kiloluluğa neden olan önemli bir hormon hastalığı da polikistik over sendromu
denen ve yumurtalıkta kist oluşması, tüylenme ve adet bozukluğu ile
kendini gösteren hastalıktır. Bu kadınların önemli bir kısmında fazla
kilo ve şeker hastalığı görülür. Adet bozukluğu, tüylenme ve fazla
kilolu olmanın bir arada olduğu bu hastalarda yumurtalıkların
incelenmesi ve bu hastalığa yönelik tedavilerin yapılması gerekir. Bu
şekilde tedavisi yapılmayan kadınların zayıflaması zordur.
Kadınlarda süt salgılatan hormon olarak bilinen, prolaktin
hormonunun fazla salgılanması da kilo almaya yol açan bir hormon
bozukluğudur. Prolaktin hormonu beynimizde bulunan hipofiz bezinden
salgılanır. Hipofiz bezindeki tümörler aşırı prolaktin hormonu
salgıladığında adetlerde bozulma, memeden süt gelmesi, tüylenme ve kilo
alımı olur.
Yapılan bilimsel çalışmalar kanlarında kalsiyum
düzeyi az olan kişilerde zayıflamanın zor olduğunu göstermiştir. Bu
nedenle zayıflamak isteyen bir kişinin yeteri kadar kalsiyum alması
gerekir.
ŞİŞMANLIĞIN (OBEZİTE) GENETİK NEDENLERİ
ŞİŞMANLIĞIN GENETİK NEDENLERİ VE TÜRKİYE’DEKİ ŞİŞMANLARDA SAPTADIĞIMIZ GENETİK BOZUKLUKLAR
Şişmanlık ve Genetik:
Yapılan bilimsel çalışmalar vücut ağırlığında %30-70 oranındaki değişikliklerin, genetik faktörlere bağlı olduğunu göstermiştir.
Anne ve babası şişman olan çocukların %25’inin şişman olması kalıtım
veya genetiğin şişmanlığın ortaya çıkmasında ne kadar önemli olduğunu
gösterir. Şişman bir kişinin çocuklarının şişman olma olasılığı şişman
olmayan bir kişiye göre 2-3 kat daha fazladır.
Toplumda sık görülen şişmanlığın %90-95’i birçok gendeki bozukluğa bağlıdır yani tıp dilindeki ismiyle polijeniktir. Tek bir gendeki bozukluğa bağlı olarak gelişen şişmanlık ise, toplumda % 5-6 oranında görülür.
İnsanlarda şişmanlığa neden olan önemli genler henüz bilinmemektedir.
Çeşitli ülkelerde, şişmanlığa neden olan genleri bulma amacıyla gen
taramaları devam etmektedir. Şişmanlığa neden olan genler ortaya
çıkarıldığında şişmanlığın tedavisinde büyük atılımların olacağına
inanılmaktadır.
Akraba Evliliği Ölümcül Şişmanlığın En Önemli Nedenidir:
Genetik bozukluğa bağlı ölümcül şişmalık veya şiddetli şişmanlık
şimdiye kadar 6 gende saptanmıştır ve bunlar dünyada sadece 5-6 aileyi
oluşturmaktadır. Bu ailelerin en önemli özelliği ise akraba
evliliklerin çok sık olmasıdır. Ölümcül şişmanlığa neden olan akraba
evliliklerin önlenmesi ülkemiz için de çok önemlidir.
Gen Bozukluğuna Bağlı Şişmanlıktan Öğrendiklerimiz:
Gen bozukluğuna bağlı şişmanlarda yapılan araştırmalar beynimizin hipotalamus
adı verilen bölgesinden salgılanan bazı hormonların iştah ve enerji
harcanmasında (kalorileri yakmamızda) çok önemli olduğunu göstermiştir.
Bu gen bozuklukları belirlenirken, yağ dokusundan salgılanan leptin isimli
hormonun iştah üzerinde ve seks hormonlarının düzenlenmesinde ne kadar
önemli olduğu da ortaya çıkmıştır. Bu çalışmalar yağ dokusu
fazlalığının da azlığının da sağlığa zararlı olduğunu ortaya koymuştur.
Aşırı egzersiz yapan veya maraton koşan bayan atletlerde görülen adet
bozukluğunun yağ dokusundan salgılanan leptin hormonun
azalmasından ileri geldiği de bu şekilde ortaya çıkmıştır. Belirlenen
bu genetik bozukluklar sayesinde yeni ilaç geliştirme çalışmaları
başlamıştır; önümüzdeki 10 yıl içinde şişmanlık tedavisinde
kullanılabilecek yeni ilaçların da ortaya çıkması beklenmektedir.
Türkiye’deki Şişmanlarda Saptadığımız Genetik Bozukluklar ve Leptin Hormonunun Önemi
1997 yılından bu yana Türkiye’deki şişmanlarda genetik bozuklukları
saptamak için çalışma arkadaşlarımla beraber bir dizi bilimsel
araştırma yapma olanağım oldu. Bu araştırmalarımız Türkiye’deki aşırı
derecede şişman hastaların %4-5’inde melanokortin 4 gen bozukluğu
olduğunu ortaya koymuştur. Bu araştırmalarımız sırasında dünyada ilk
kez bir Türk ailesinde leptin hormon yetmezliğine bağlı olarak oluşan
şişmanlık saptadım.. Bu ailede yapılan leptin hormon tedavisi çok güzel
sonuçlar ortaya koydu ve şişman hastalar normal kilolarına kadar
zayıfladılar. Yine bu araştırmalarım sırasında şişman kişilerin %
5-6’sında leptin hormonun az salgılandığını saptadım. Kanlarında leptin
hormonu düşük şişman kişilerin leptin hormonu ile tedavi edilme olanağı
vardır. Bununla birlikte leptin hormonu şu an ilaç olarak piyasada
bulunmamaktadır. Yakın gelecekte piyasada satılacağını sanıyorum. Bu
nedenle şişmanlarda leptin hormonunu ölçmek faydalı olacaktır.
Dünyada İlk Kez Bir Türk Ailesinde Erişkin Yaştaki Şişmanlarda Saptadığım Leptin Gen Bozukluğu:
Leptin hormonu beyaz yağ dokusundan salgılanan ve dolaşıma girerek
beyine kadar ulaşıp orada yaptığı etkiyle iştahı azaltan bir hormondur. Leptin gen bozukluğu durumunda ise kana leptin hormonu verilemez ve bir leptin hormon eksikliği oluşur. Kanda leptin hormonu düşük olunca kişinin iştahı artar ve aşırı yemek yiyerek şişmanlar.
Leptin gen bozukluğunu akraba evliliğinin çok sık rastlandığı
bir Türk ailede dünyada ilk kez saptadık. Bu hastalarda, 150 kiloya
yakın bir şişmanlık, seks hormonlarında yetersizlik ve buna bağlı
olarak adet bozukluğu, seks organlarında gelişim yetersizliği,
ergenliğe girememe, şeker hastalığı ve birçok hormon bozukluğu
saptandı. Bu hastaların seks hormonlarındaki yetersizlik ve ergenliğe
girememe sorununun incelenmesiyle varılan sonuçlar, dünyada ilk kez,
yağ dokusundan salgılanan leptin isimli hormonun, insanlarda
ergenliğe girme ve seks hormonlarının düzenlenmesinde ne denli önemli
olduğunu ortaya koymuş oldu. Yağ dokusu fazlalığının zararları yanında
salgıladığı bazı hormonlarla yaşamımız için ne kadar önemli olduğu da
ortaya çıkmış oldu.
Çalışmalarımızın sonuçları leptin
yetmezliğinin birçok hormon bozukluğuna ve vücut direncinin azalmasına
neden olduğunu da göstermiştir. İncelenen ailede 7 şişman çocuğun erken
yaşlarda öldüğü de göz önüne alınırsa, leptin hormonunun yaşam için ne kadar gerekli olduğu ortaya çıkmaktadır.
BİR AİLEDE MC4R gen mutasyonu saptadık.
KİLO VERMEK VE SAĞLIK
Kilo vermemin formda olma dışında sağlık üzerine de faydaları vardır.
Fazla kilolu bir kişide kalp hastalığına yakalanma
riski, bel çevresi ve VKİ’e göre yapılır. Bel çevresi genişledikçe kalp
hastalığına yakalanma riski artar. Bel çevresi erkekte 102 cm’den
kadında 88 cm’den fazla ise, kalp hastalığına yakalanma riski yüksek
demektir. Bel çevresi ne olursa olsun VKİ >35 kg/m2 ise yine kalp
hastalığı riski yüksektir.
Fazla kiloluluk sadece kişinin fiziksel görüntüsünü bozmakla kalmaz aynı zamanda birçok hastalığa neden olur.
Fazla kilonun neden olduğu kalp, tansiyon ve şeker hastalığı yaşamı kısaltan önemli hastalıklardır.
Kadınlarda 18 yaşından, erkeklerde ise 20 yaşından
sonra kilo alınması şeker hastalığı riskini artırmaktadır. Kilo alımı
ile hipertansiyon arasında da kuvvetli bir ilişki vardır. Fazla kilolu
hastaların %60’ında hipertansiyon vardır.
Fazla kilolu kişilerde kalp ve damar hastalıklarından dolayı ölüm oranı fazla kilolu olmayan kişilere göre 4 kat fazladır.
Fazla kilolu hastalarda safra kesesi taşı, safra kesesi iltihabı, karaciğer yağlanması ve reflü özofajit
denen midedeki asidin yemek borusuna kaçması hastalığı daha sık
görülür. Safra kesesi taşı, fazla kilolu hastalarda fazla kilolu
olmayanlara göre 3 kat daha fazla oluşur.
Uykuda nefes durması da (apne) fazla
kilolularda sık görülür. Bu hastalarda uyku sırasında üst solunum
yollarındaki tıkanma nedeniyle nefes kesilir ve bu nedenle hasta gece
uyuyamaz ve gündüz uykulu vaziyette dolaşır. Astım ve solunum yolu
enfeksiyonları da fazla kilolularda daha sık görülür.
Bazı kanserler fazla kilolu kişilerde daha fazla
görülür. Kadınlarda meme, rahim ve safra kesesi kanseri, erkeklerde ise
kalınbağırsak, rektum ve prostat kanser sıklığı fazladır .
Fazla kilolu kadınlarda adetlerde düzensizlik ve
yumurtlamada bozukluklar olur. Bu nedenle çocuk yapma şansı azalır.
Yukarıda sözünü ettiğimiz, yumurtalarda kistlerin ortaya çıktığı polikistik over sendromu
fazla kilolu kadınlarda daha sık ortaya çıkar. Erkeklerde ise cinsel
istekte ve testosteron düzeylerinde azalma gözlenir. Kadınlarda ise
kanda erkeklik hormonu olarak bilinen testosteron hormonunda artış ve
buna bağlı olarak tüylenme görülebilir.
Fazla kilolu kişilerde özgüvende azalma, aşağılık
duygusu, sosyal yaşamdan uzaklaşma, sıkıntı, anksiyete ve depresyon
gibi psikolojik bozukluklar sık görülür.
Ciltte bakteri veya mantarların yol açtığı iltihap
ve çatlamalar, fazla kilolu kişilerde daha fazla olur. Sellülit ve kıl
kökü iltihabı da fazla kilolu kişilerde fazladır.
Fazla kilolu kişilerde, dizlerde ve kalça ekleminde kireçlenme, topuk dikeni, gut ve bel ağrıları daha sık görülür.
Fazla kilolu hastalarda, birlikte ortaya çıkan şeker hastalığı ve tansiyon yüksekliği nedeniyle daha fazla felç görülür.
Fazla kilolu kadınlarda, gebelik süresince tansiyon yükselmesi, iri bebek doğurma ve doğum sırasında zorluk daha sıktır.
Fazla kilolu kişilerde ameliyatlar daha tehlikeli
veya risklidir. Ameliyat sonrası yara iyileşmesinde gecikme, yara
enfeksiyonu, bacak damarlarında pıhtılaşma, akciğere pıhtı atması ve
zatürre daha sık görülür.
Varis, bacak toplar damarlarında kan birikmesi ve ödem daha sıktır.
Şişman bir kişinin kilo vermesi onun ömrünü uzatır ve hastalıklara yakalanma riskini büyük ölçüde azaltır.
10 kg’lık kilo kaybıyla ölüm riski %20’den fazla azalmaktadır. Yine 10 Kg’lık bir zayıflama büyük tansiyonda 1 cmHg, diastolik
yani küçük tansiyonda 2 cmHg’lık azalma olmaktadır. Verilen her 1 kg
ile büyük ve küçük tansiyonda 0.1 mmHg azalma olmaktadır. Şeker
hastalığı varsa 10 Kg zayıflayınca açlık kan şekerinde %50 oranında
azalma olmaktadır.
1 kg zayıflamakla kandaki toplam kolesterol düzeyinde 2.28 mg/dl, LDL-kolesterol denen kötü kolesterolde 0.91 mg/dl ve trigliserid denen bir başka yağ türünde 1.54 mg/dl düşme olmaktadır.
Kilo verildiğinde, kan dolaşımındaki, kalp hastalığına neden olan C-reaktif protein (CRP)
adı verilen iltihap yapıcı proteinler ile kan pıhtılaşmasını artırarak
kalp krizine neden olan proteinlerde de ciddi azalmalar olur.
Görüldüğü gibi kilo vermek yaşamı uzatmakta,
tannsiyonu düzeltmekte, yüksek olan kan yağlarını ve şekerini
düşürmektedir. O halde zayıflamanın bu faydalarından yararlanmak için
sağlıklı beslenme ve spor ile fazla kiloları vermek için uğraşmalıyız.
SISMANLIK NEDENLERI
Şişmanlık vücudumuzda aşırı miktarda yağ
birikmesidir. Ağırlığı fazla olan kişilerin hepsi şişman olarak kabul
edilmez. Bazı kişilerde kas gelişimi fazlaysa bu da ağırlığı artırır.
Bu nedenle şişmanlık ile ağırlık aynı anlama gelmemektedir. Dünya
Sağlık Örgütü (WHO), şişmanlığı ‘ vücutta sağlığı bozacak ölçüde anormal veya aşırı miktarda yağ birikmesi’
olarak tanımlamıştır. 18 yaşındaki erkeklerde vücut ağırlığının
%15-18’ini, kızlarda ise %20-25’ini yağ oluşturur; erkeklerde bu oran
%25’i kadınlarda ise %30-35’i aşarsa şişmanlık ortaya çıkar.
Şişmanlığın tıp dilindeki adı ‘ obezite’dir.
Nedeni tam olarak açıklığa kavuşturulamamış olmakla beraber,
şişmanlığın oluşumunda anne ve babamızdan aldığımız genetik yük,
yaktığımızdan fazla gıda almak ve hareketsizlik önemli rol oynar.
Şişmanlık, gerek ülkemizde gerekse diğer ülkelerde,
en önemli sağlık problemlerinden biridir ve salgın bir hastalık halini
almıştır. Şişmanlık, sadece şeker, kalp ve damar hastalıkları ve
tansiyon yüksekliğine neden olmakla kalmaz, ömrümüzü de kısaltır.
Neden Kilo Alırız?
Vücudumuzun normal bir kiloda kalması için
yakabildiğimiz kadar gıda almamız gerekir. Eğer yakabileceğimizden daha
fazla gıda alırsak, fazla kaloriler vücudumuzda yağ olarak birikir ve
şişmanlık ortaya çıkar. Şişmanlığın giderek salgın halini almasının
altında, kolay yaşam biçimi nedeniyle hareket azalması, fazla kalori
alımı ve fast-food türü yeme alışkanlıklarının artması önemli rol
oynar.
Hangi Olaylar Kilo Almamıza Neden Olmaktadır?
Erişkin yaşlarda kilo almaya veya şişmanlığa neden
olan başlıca faktörler hareketsizlik ve aşırı beslenmedir. Bunun
dışında yaşın ilerlemesiyle de kilo almaya başlarız. Kadınlar için kilo
alımının en fazla olduğu dönemler gebelik, emzirme ve menopoz
dönemleridir. Kadınlarda doğum sayısı arttıkça kiloların da arttığı
gözlenir. Tiroit bezi yetmezliği (hipotiroidi),
böbreküstü bezinin aşırı kortizol üretmesi ve yumurtalıklardaki
kistlerle karakterize polikistik over hastalığı gibi hormon
bozuklukları da kilo alımının önemli nedenleridir. Evlendikten
sonra düzenli yeme döneminin başlaması veya sigarayı bırakınca iştahın
artması da kiloyu artıran olaylardır. Aşırı alkol, depresyon ve bazı
psikolojik sorunlar, emeklilik ve gece vardiyasında çalışmak gibi, bazı
sosyal ve psikolojik nedenler kilo alımında önemli etkenlerdir. Anne ve
babamızdan aldığımız genetik yük de kilo alımının önemli bir nedenidir.
Anne ve babanın şişman olması veya şeker hastası bir anneden doğmak da
kilo alma açısından risk anlamına gelir.
Çocukluk Çağında Şişmanlık :
Çocukluk çağında şişmanlığın ortaya çıkmasında da,
erişkinlerde olduğu gibi genetik yük, beslenme ve hareket azlığı önemli
rol oynar. Anne ve babanın şişman olması, ailedeki hareketsiz yaşam
biçimi ve ailedeki yanlış beslenme alışkanlığı, çocuklarda şişmanlık
görülmesinin önemli nedenleridir.
Yaşamın Hangi Dönemlerinde Kilo Alma Riski Vardır:
Yapılan çalışmalar aşağıda gösterilen dönemlerde kilo alındığını göstermiştir:
·Gebelik
·5-7 yaşlar
·Ergenlik dönemi
·Menopoz
·Erken erişkinlik dönemi (25-35 yaş)
·Başarılı bir kilo vermenin arkasından gelen dönem.
Ailesel Şişmanlık:
Şişmanlığın aileyle ilintili olduğu yıllardır
bilinen bir gerçektir. Anne ve babası şişman olan kişilerin
çocuklarında, şişmanlık daha sık görülür. Anne ve babası aşırı kilolu
çocukların %80’inde, anne ve babasından birisi aşırı kilolu olanların
%40’ında, anne ve babası normal kilolu olanların ise %10’unda erişkin
döneminde şişmanlama riski vardır.
Yapılan genetik çalışmalar, anne ve babamızdan gelen
bazı genetik bozuklukların, kilo alımında önemli rol oynadığını
göstermiştir. Şişmanlığın oluşumunda kalıtımın %35-50 oranında rol
oynadığı artık bilinmektedir.
Psikolojik Faktörler Şişmanlığa Neden Olur:
Bazı psikolojik rahatsızlıkların da şişmanlık yaptığı bilinmektedir. Stres ve depresyon şişmanlığa ve aşırı atıştırmaya neden olur. Bu hastaların bir kısmında tıkanırcasına yeme krizleri ve gece atıştırmaları fazla görülür.
Kilo Almaya Neden Olan Yanlış Yeme Davranışları:
Kilo almada yanlış yemek yeme alışkanlıklarının da önemli bir yeri vardır. Bunları şöyle sıralayabiliriz:
- Hızlı yemek yemek, büyük lokmalar halinde yemek, az çiğnemek ve çatalı-kaşığı elinden hiç bırakmamak
- Öğün atlamak, öğün aralarında devamlı atıştırmak
- Televizyon seyrederken, kitap veya gazete okurken yemek yemek
- Üzüntü ve sıkıntılı durumda aşırı yemek yemek
- Çok fazla yemek yemek
- Ziyaret ve davetlere sık katılmak, tatlı ve şeker ikramlarını reddetmemek
- Akşam yemeğinden sonra, yatıncaya kadar devamlı bir şeyler yemek
- Az su içmek
- Akşam eve gelince yemeğe kadar abur-cubur yemek
Hormon Bozukluklarına Bağlı Şişmanlık:
Bazı hormon bozuklukları kilo almanın önemli bir
nedenidir. Şişman bir kişide bu hormon hastalıklarının olup olmadığı
mutlaka araştırılmalıdır. Kilo almanın sık görüldüğü hormon
hastalıkları, sıklıkla tiroit bezi yetmezliği , insülin direnci,
prolaktin yüksekliği, kortizol fazlalığı veya böbreküstü bezinin aşırı
çalışmasıdır.
|