PROF DR METİN ÖZATA
ZAYIFLAMA DIYET METABOLIZMA KILO VERME
Ana Sayfa      SISMANLIK      SISMANLIK NEDENLERI
SISMANLIK NEDENLERI

Bazı kişiler diyet ve egzersiz yaptığı halde kilo veremez veya daha önce kolay kilo verirken artık kilo veremez olurlar. Bu kişilerde hormon bozuklugu vardır. Bu durum saptanmadan yapılacak tüm diyet ve egzersiz çabaları başarısızlıkla sonuçlanır. Arkasından da moral bozuklugu gelir. Oysa diyet yapmadan önce kilo alımına neden olan hormon bozuklugunun saptanması bu boşuna geçecek zaman ve çabaları önleyecektir. Bu nedenle önce obezite ile ugrasan bir ENDOKRIN UZMANINA basvurmak gerekir.

Hormon Bozukluğu ve KİLO

Bazı hormon bozuklukları kilo almanın önemli bir nedenidir. Fazla kilolu bir kişide bu hormon hastalıklarının olup olmadığı mutlaka araştırılmalıdır. Kilo almanın sık görüldüğü hormon hastalıkları, sıklıkla tiroid bezi yetmezliği veya böbreküstü bezinin aşırı çalışmasıdır.

Tiroid bezi boynumuzda bulunan, kelebek şeklinde bir salgı bezidir ve metabolizmamızı kontrol eden tiroid hormonlarını salgılar. Tiroid hormonlarının T3 ve T4 olmak üzere iki tipi vardır. Bu hormonlar az salgılandığında, hipotiroidi dediğimiz hastalık oluşur, metabolizma az çalışır ve sonunda kilo alınır. Tiroid ameliyatı geçirenlerde, Hashimoto tiroiditi denen tiroid hastalığı olanlarda ve 50 yaşından sonra kadınların çoğunda tiroid bezi yetmezliği gelişir. Bu kişilerde halsizlik, yorgunluk, el ve yüzde şişme, unutkanlık, kan yağlarında yükseklik ve en önemlisi kilo alma olur. Fazla kilolu kişilerde mutlaka tiroid hormon tetkiklerinin yapılarak tiroid bezinin az çalışıp çalışmadığı kontrol edilmelidir. Tiroid bezi yetmezliğinin tedavi edilmediği fazla kilolu kişilerde kilo vermek çok zordur. Bu hastalarda tiroid hormonu tedavisiyle TSH hormon düzeyinin normal sınırlarda olmasının sağlanması gerekir.

Reaktif hipoglisemi dediğimiz kan şekeri düşüklüğü kilo alımının ve kilo verilememesinin önemli nedenlerinden birisidir. Bu kişilerde yemek sonrası kan şekeri düşer ve arkasından tatlı yeme isteği oluşur. Bu nedenle yapılan tatlı atıştırmaları kilo alımına neden olur. Pankreas bezinden aşırı insülin hormonu salgılanması ile kendini gösteren insülin direnci denilen hastalıkta kanda yüksek miktarlarda bulunan insülin hormonu kan şekerinde düşmeler yaparak kilo alımına katkıda bulunmaktadır. Bu nedenle zayıflayabilmek için bu yüksek insülin düzeylerinin azaltılması gerekir. Bazı ilaçlar, kilo verme ve spor yapmak insülin hormonunu azaltarak kilo vermeye ilave katkıda bulunur. İnsülin hormonu yüksek kişilerde zayıflama olsa bile tekrar kilo alımı olmaktadır.
Böbreküstü bezinin aşırı çalışması durumunda bu bezden fazla miktarda kortizol hormonu üretilir. Kortizol hormonunun fazlalığı ise, vücutta özellikle karın ve ensede yağ birikimine ve fazla kilolulığa neden olur. Bazı hastalıkların tedavisinde kullanılan kortizon ilacı da aynı mekanizma ile kilo alınmasına neden olmaktadır.
Kadınlarda fazla kiloluluğa neden olan önemli bir hormon hastalığı da polikistik over sendromu denen ve yumurtalıkta kist oluşması, tüylenme ve adet bozukluğu ile kendini gösteren hastalıktır. Bu kadınların önemli bir kısmında fazla kilo ve şeker hastalığı görülür. Adet bozukluğu, tüylenme ve fazla kilolu olmanın bir arada olduğu bu hastalarda yumurtalıkların incelenmesi ve bu hastalığa yönelik tedavilerin yapılması gerekir. Bu şekilde tedavisi yapılmayan kadınların zayıflaması zordur.
Kadınlarda süt salgılatan hormon olarak bilinen, prolaktin hormonunun fazla salgılanması da kilo almaya yol açan bir hormon bozukluğudur. Prolaktin hormonu beynimizde bulunan hipofiz bezinden salgılanır. Hipofiz bezindeki tümörler aşırı prolaktin hormonu salgıladığında adetlerde bozulma, memeden süt gelmesi, tüylenme ve kilo alımı olur.
Yapılan bilimsel çalışmalar kanlarında kalsiyum düzeyi az olan kişilerde zayıflamanın zor olduğunu göstermiştir. Bu nedenle zayıflamak isteyen bir kişinin yeteri kadar kalsiyum alması gerekir.



ŞİŞMANLIĞIN (OBEZİTE) GENETİK NEDENLERİ

ŞİŞMANLIĞIN GENETİK NEDENLERİ VE TÜRKİYE’DEKİ ŞİŞMANLARDA SAPTADIĞIMIZ GENETİK BOZUKLUKLAR


Şişmanlık ve Genetik:
Yapılan bilimsel çalışmalar vücut ağırlığında %30-70 oranındaki değişikliklerin, genetik faktörlere bağlı olduğunu göstermiştir.
Anne ve babası şişman olan çocukların %25’inin şişman olması kalıtım veya genetiğin şişmanlığın ortaya çıkmasında ne kadar önemli olduğunu gösterir. Şişman bir kişinin çocuklarının şişman olma olasılığı şişman olmayan bir kişiye göre 2-3 kat daha fazladır.
Toplumda sık görülen şişmanlığın %90-95’i birçok gendeki bozukluğa bağlıdır yani tıp dilindeki ismiyle polijeniktir. Tek bir gendeki bozukluğa bağlı olarak gelişen şişmanlık ise, toplumda % 5-6 oranında görülür.
İnsanlarda şişmanlığa neden olan önemli genler henüz bilinmemektedir. Çeşitli ülkelerde, şişmanlığa neden olan genleri bulma amacıyla gen taramaları devam etmektedir. Şişmanlığa neden olan genler ortaya çıkarıldığında şişmanlığın tedavisinde büyük atılımların olacağına inanılmaktadır.


Akraba Evliliği Ölümcül Şişmanlığın En Önemli Nedenidir:
Genetik bozukluğa bağlı ölümcül şişmalık veya şiddetli şişmanlık şimdiye kadar 6 gende saptanmıştır ve bunlar dünyada sadece 5-6 aileyi oluşturmaktadır. Bu ailelerin en önemli özelliği ise akraba evliliklerin çok sık olmasıdır. Ölümcül şişmanlığa neden olan akraba evliliklerin önlenmesi ülkemiz için de çok önemlidir.

Gen Bozukluğuna Bağlı Şişmanlıktan Öğrendiklerimiz:

Gen bozukluğuna bağlı şişmanlarda yapılan araştırmalar beynimizin hipotalamus adı verilen bölgesinden salgılanan bazı hormonların iştah ve enerji harcanmasında (kalorileri yakmamızda) çok önemli olduğunu göstermiştir. Bu gen bozuklukları belirlenirken, yağ dokusundan salgılanan leptin isimli hormonun iştah üzerinde ve seks hormonlarının düzenlenmesinde ne kadar önemli olduğu da ortaya çıkmıştır. Bu çalışmalar yağ dokusu fazlalığının da azlığının da sağlığa zararlı olduğunu ortaya koymuştur. Aşırı egzersiz yapan veya maraton koşan bayan atletlerde görülen adet bozukluğunun yağ dokusundan salgılanan leptin hormonun azalmasından ileri geldiği de bu şekilde ortaya çıkmıştır. Belirlenen bu genetik bozukluklar sayesinde yeni ilaç geliştirme çalışmaları başlamıştır; önümüzdeki 10 yıl içinde şişmanlık tedavisinde kullanılabilecek yeni ilaçların da ortaya çıkması beklenmektedir.

Türkiye’deki Şişmanlarda Saptadığımız Genetik Bozukluklar ve Leptin Hormonunun Önemi

1997 yılından bu yana Türkiye’deki şişmanlarda genetik bozuklukları saptamak için çalışma arkadaşlarımla beraber bir dizi bilimsel araştırma yapma olanağım oldu. Bu araştırmalarımız Türkiye’deki aşırı derecede şişman hastaların %4-5’inde melanokortin 4 gen bozukluğu olduğunu ortaya koymuştur. Bu araştırmalarımız sırasında dünyada ilk kez bir Türk ailesinde leptin hormon yetmezliğine bağlı olarak oluşan şişmanlık saptadım.. Bu ailede yapılan leptin hormon tedavisi çok güzel sonuçlar ortaya koydu ve şişman hastalar normal kilolarına kadar zayıfladılar. Yine bu araştırmalarım sırasında şişman kişilerin % 5-6’sında leptin hormonun az salgılandığını saptadım. Kanlarında leptin hormonu düşük şişman kişilerin leptin hormonu ile tedavi edilme olanağı vardır. Bununla birlikte leptin hormonu şu an ilaç olarak piyasada bulunmamaktadır. Yakın gelecekte piyasada satılacağını sanıyorum. Bu nedenle şişmanlarda leptin hormonunu ölçmek faydalı olacaktır.

Dünyada İlk Kez Bir Türk Ailesinde Erişkin Yaştaki Şişmanlarda Saptadığım Leptin Gen Bozukluğu:
Leptin hormonu beyaz yağ dokusundan salgılanan ve dolaşıma girerek beyine kadar ulaşıp orada yaptığı etkiyle iştahı azaltan bir hormondur. Leptin gen bozukluğu durumunda ise kana leptin hormonu verilemez ve bir leptin hormon eksikliği oluşur. Kanda leptin hormonu düşük olunca kişinin iştahı artar ve aşırı yemek yiyerek şişmanlar.
Leptin gen bozukluğunu akraba evliliğinin çok sık rastlandığı bir Türk ailede dünyada ilk kez saptadık. Bu hastalarda, 150 kiloya yakın bir şişmanlık, seks hormonlarında yetersizlik ve buna bağlı olarak adet bozukluğu, seks organlarında gelişim yetersizliği, ergenliğe girememe, şeker hastalığı ve birçok hormon bozukluğu saptandı. Bu hastaların seks hormonlarındaki yetersizlik ve ergenliğe girememe sorununun incelenmesiyle varılan sonuçlar, dünyada ilk kez, yağ dokusundan salgılanan leptin isimli hormonun, insanlarda ergenliğe girme ve seks hormonlarının düzenlenmesinde ne denli önemli olduğunu ortaya koymuş oldu. Yağ dokusu fazlalığının zararları yanında salgıladığı bazı hormonlarla yaşamımız için ne kadar önemli olduğu da ortaya çıkmış oldu.
Çalışmalarımızın sonuçları leptin yetmezliğinin birçok hormon bozukluğuna ve vücut direncinin azalmasına neden olduğunu da göstermiştir. İncelenen ailede 7 şişman çocuğun erken yaşlarda öldüğü de göz önüne alınırsa, leptin hormonunun yaşam için ne kadar gerekli olduğu ortaya çıkmaktadır.

BİR AİLEDE MC4R gen mutasyonu saptadık.

 
KİLO VERMEK VE SAĞLIK

Kilo vermemin formda olma dışında sağlık üzerine de faydaları vardır.

Fazla kilolu bir kişide kalp hastalığına yakalanma riski, bel çevresi ve VKİ’e göre yapılır. Bel çevresi genişledikçe kalp hastalığına yakalanma riski artar. Bel çevresi erkekte 102 cm’den kadında 88 cm’den fazla ise, kalp hastalığına yakalanma riski yüksek demektir. Bel çevresi ne olursa olsun VKİ >35 kg/m2 ise yine kalp hastalığı riski yüksektir.

Fazla kiloluluk sadece kişinin fiziksel görüntüsünü bozmakla kalmaz aynı zamanda birçok hastalığa neden olur.
Fazla kilonun neden olduğu kalp, tansiyon ve şeker hastalığı yaşamı kısaltan önemli hastalıklardır.
Kadınlarda 18 yaşından, erkeklerde ise 20 yaşından sonra kilo alınması şeker hastalığı riskini artırmaktadır. Kilo alımı ile hipertansiyon arasında da kuvvetli bir ilişki vardır. Fazla kilolu hastaların %60’ında hipertansiyon vardır.
Fazla kilolu kişilerde kalp ve damar hastalıklarından dolayı ölüm oranı fazla kilolu olmayan kişilere göre 4 kat fazladır.
Fazla kilolu hastalarda safra kesesi taşı, safra kesesi iltihabı, karaciğer yağlanması ve reflü özofajit denen midedeki asidin yemek borusuna kaçması hastalığı daha sık görülür. Safra kesesi taşı, fazla kilolu hastalarda fazla kilolu olmayanlara göre 3 kat daha fazla oluşur.
Uykuda nefes durması da (apne) fazla kilolularda sık görülür. Bu hastalarda uyku sırasında üst solunum yollarındaki tıkanma nedeniyle nefes kesilir ve bu nedenle hasta gece uyuyamaz ve gündüz uykulu vaziyette dolaşır. Astım ve solunum yolu enfeksiyonları da fazla kilolularda daha sık görülür.
Bazı kanserler fazla kilolu kişilerde daha fazla görülür. Kadınlarda meme, rahim ve safra kesesi kanseri, erkeklerde ise kalınbağırsak, rektum ve prostat kanser sıklığı fazladır .
Fazla kilolu kadınlarda adetlerde düzensizlik ve yumurtlamada bozukluklar olur. Bu nedenle çocuk yapma şansı azalır. Yukarıda sözünü ettiğimiz, yumurtalarda kistlerin ortaya çıktığı polikistik over sendromu fazla kilolu kadınlarda daha sık ortaya çıkar. Erkeklerde ise cinsel istekte ve testosteron düzeylerinde azalma gözlenir. Kadınlarda ise kanda erkeklik hormonu olarak bilinen testosteron hormonunda artış ve buna bağlı olarak tüylenme görülebilir.
Fazla kilolu kişilerde özgüvende azalma, aşağılık duygusu, sosyal yaşamdan uzaklaşma, sıkıntı, anksiyete ve depresyon gibi psikolojik bozukluklar sık görülür.
Ciltte bakteri veya mantarların yol açtığı iltihap ve çatlamalar, fazla kilolu kişilerde daha fazla olur. Sellülit ve kıl kökü iltihabı da fazla kilolu kişilerde fazladır.
Fazla kilolu kişilerde, dizlerde ve kalça ekleminde kireçlenme, topuk dikeni, gut ve bel ağrıları daha sık görülür.
Fazla kilolu hastalarda, birlikte ortaya çıkan şeker hastalığı ve tansiyon yüksekliği nedeniyle daha fazla felç görülür.
Fazla kilolu kadınlarda, gebelik süresince tansiyon yükselmesi, iri bebek doğurma ve doğum sırasında zorluk daha sıktır.
Fazla kilolu kişilerde ameliyatlar daha tehlikeli veya risklidir. Ameliyat sonrası yara iyileşmesinde gecikme, yara enfeksiyonu, bacak damarlarında pıhtılaşma, akciğere pıhtı atması ve zatürre daha sık görülür.
Varis, bacak toplar damarlarında kan birikmesi ve ödem daha sıktır.


Şişman bir kişinin kilo vermesi onun ömrünü uzatır ve hastalıklara yakalanma riskini büyük ölçüde azaltır.
10 kg’lık kilo kaybıyla ölüm riski %20’den fazla azalmaktadır. Yine 10 Kg’lık bir zayıflama büyük tansiyonda 1 cmHg, diastolik yani küçük tansiyonda 2 cmHg’lık azalma olmaktadır. Verilen her 1 kg ile büyük ve küçük tansiyonda 0.1 mmHg azalma olmaktadır. Şeker hastalığı varsa 10 Kg zayıflayınca açlık kan şekerinde %50 oranında azalma olmaktadır.
1 kg zayıflamakla kandaki toplam kolesterol düzeyinde 2.28 mg/dl, LDL-kolesterol denen kötü kolesterolde 0.91 mg/dl ve trigliserid denen bir başka yağ türünde 1.54 mg/dl düşme olmaktadır.
Kilo verildiğinde, kan dolaşımındaki, kalp hastalığına neden olan C-reaktif protein (CRP) adı verilen iltihap yapıcı proteinler ile kan pıhtılaşmasını artırarak kalp krizine neden olan proteinlerde de ciddi azalmalar olur.
Görüldüğü gibi kilo vermek yaşamı uzatmakta, tannsiyonu düzeltmekte, yüksek olan kan yağlarını ve şekerini düşürmektedir. O halde zayıflamanın bu faydalarından yararlanmak için sağlıklı beslenme ve spor ile fazla kiloları vermek için uğraşmalıyız.





 
 
SISMANLIK NEDENLERI
 
Şişmanlık vücudumuzda aşırı miktarda yağ birikmesidir. Ağırlığı fazla olan kişilerin hepsi şişman olarak kabul edilmez. Bazı kişilerde kas gelişimi fazlaysa bu da ağırlığı artırır. Bu nedenle şişmanlık ile ağırlık aynı anlama gelmemektedir. Dünya Sağlık Örgütü (WHO), şişmanlığı ‘vücutta sağlığı bozacak ölçüde anormal veya aşırı miktarda yağ birikmesi’ olarak tanımlamıştır. 18 yaşındaki erkeklerde vücut ağırlığının %15-18’ini, kızlarda ise %20-25’ini yağ oluşturur; erkeklerde bu oran %25’i kadınlarda ise %30-35’i aşarsa şişmanlık ortaya çıkar.

Şişmanlığın tıp dilindeki adı ‘obezite’dir. Nedeni tam olarak açıklığa kavuşturulamamış olmakla beraber, şişmanlığın oluşumunda anne ve babamızdan aldığımız genetik yük, yaktığımızdan fazla gıda almak ve hareketsizlik önemli rol oynar.
Şişmanlık, gerek ülkemizde gerekse diğer ülkelerde, en önemli sağlık problemlerinden biridir ve salgın bir hastalık halini almıştır. Şişmanlık, sadece şeker, kalp ve damar hastalıkları ve tansiyon yüksekliğine neden olmakla kalmaz, ömrümüzü de kısaltır.

Neden Kilo Alırız?

Vücudumuzun normal bir kiloda kalması için yakabildiğimiz kadar gıda almamız gerekir. Eğer yakabileceğimizden daha fazla gıda alırsak, fazla kaloriler vücudumuzda yağ olarak birikir ve şişmanlık ortaya çıkar. Şişmanlığın giderek salgın halini almasının altında, kolay yaşam biçimi nedeniyle hareket azalması, fazla kalori alımı ve fast-food türü yeme alışkanlıklarının artması önemli rol oynar.

Hangi Olaylar Kilo Almamıza Neden Olmaktadır?

Erişkin yaşlarda kilo almaya veya şişmanlığa neden olan başlıca faktörler hareketsizlik ve aşırı beslenmedir. Bunun dışında yaşın ilerlemesiyle de kilo almaya başlarız. Kadınlar için kilo alımının en fazla olduğu dönemler gebelik, emzirme ve menopoz dönemleridir. Kadınlarda doğum sayısı arttıkça kiloların da arttığı gözlenir. Tiroit bezi yetmezliği (hipotiroidi), böbreküstü bezinin aşırı kortizol üretmesi ve yumurtalıklardaki kistlerle karakterize polikistik over hastalığı gibi hormon bozuklukları da kilo alımının önemli nedenleridir. Evlendikten sonra düzenli yeme döneminin başlaması veya sigarayı bırakınca iştahın artması da kiloyu artıran olaylardır. Aşırı alkol, depresyon ve bazı psikolojik sorunlar, emeklilik ve gece vardiyasında çalışmak gibi, bazı sosyal ve psikolojik nedenler kilo alımında önemli etkenlerdir. Anne ve babamızdan aldığımız genetik yük de kilo alımının önemli bir nedenidir. Anne ve babanın şişman olması veya şeker hastası bir anneden doğmak da kilo alma açısından risk anlamına gelir.

Çocukluk Çağında Şişmanlık :

Çocukluk çağında şişmanlığın ortaya çıkmasında da, erişkinlerde olduğu gibi genetik yük, beslenme ve hareket azlığı önemli rol oynar. Anne ve babanın şişman olması, ailedeki hareketsiz yaşam biçimi ve ailedeki yanlış beslenme alışkanlığı, çocuklarda şişmanlık görülmesinin önemli nedenleridir.

Yaşamın Hangi Dönemlerinde Kilo Alma Riski Vardır:

Yapılan çalışmalar aşağıda gösterilen dönemlerde kilo alındığını göstermiştir:
·Gebelik
·5-7 yaşlar
·Ergenlik dönemi
·Menopoz
·Erken erişkinlik dönemi (25-35 yaş)
·Başarılı bir kilo vermenin arkasından gelen dönem.

Ailesel Şişmanlık:

Şişmanlığın aileyle ilintili olduğu yıllardır bilinen bir gerçektir. Anne ve babası şişman olan kişilerin çocuklarında, şişmanlık daha sık görülür. Anne ve babası aşırı kilolu çocukların %80’inde, anne ve babasından birisi aşırı kilolu olanların %40’ında, anne ve babası normal kilolu olanların ise %10’unda erişkin döneminde şişmanlama riski vardır.
Yapılan genetik çalışmalar, anne ve babamızdan gelen bazı genetik bozuklukların, kilo alımında önemli rol oynadığını göstermiştir. Şişmanlığın oluşumunda kalıtımın %35-50 oranında rol oynadığı artık bilinmektedir.

Psikolojik Faktörler Şişmanlığa Neden Olur:

Bazı psikolojik rahatsızlıkların da şişmanlık yaptığı bilinmektedir. Stres ve depresyon şişmanlığa ve aşırı atıştırmaya neden olur. Bu hastaların bir kısmında tıkanırcasına yeme krizleri ve gece atıştırmaları fazla görülür.

Kilo Almaya Neden Olan Yanlış Yeme Davranışları:

Kilo almada yanlış yemek yeme alışkanlıklarının da önemli bir yeri vardır. Bunları şöyle sıralayabiliriz:
  • Hızlı yemek yemek, büyük lokmalar halinde yemek, az çiğnemek ve çatalı-kaşığı elinden hiç bırakmamak
  • Öğün atlamak, öğün aralarında devamlı atıştırmak
  • Televizyon seyrederken, kitap veya gazete okurken yemek yemek
  • Üzüntü ve sıkıntılı durumda aşırı yemek yemek
  • Çok fazla yemek yemek
  • Ziyaret ve davetlere sık katılmak, tatlı ve şeker ikramlarını reddetmemek
  • Akşam yemeğinden sonra, yatıncaya kadar devamlı bir şeyler yemek
  • Az su içmek
  • Akşam eve gelince yemeğe kadar abur-cubur yemek
Hormon Bozukluklarına Bağlı Şişmanlık:

Bazı hormon bozuklukları kilo almanın önemli bir nedenidir. Şişman bir kişide bu hormon hastalıklarının olup olmadığı mutlaka araştırılmalıdır. Kilo almanın sık görüldüğü hormon hastalıkları, sıklıkla tiroit bezi yetmezliği , insülin direnci, prolaktin yüksekliği, kortizol fazlalığı veya böbreküstü bezinin aşırı çalışmasıdır.