PROF DR METİN ÖZATA
ZAYIFLAMA DIYET METABOLIZMA KILO VERME
Ana Sayfa      VITAMINLER      VITAMINLERIN ONEMI
 

VITAMINLERIN ONEMI

Ülkemizde ve dünyada son yıllarda vitamin ve mineral ilaçları yanı sıra besin desteği ürünleri tüketiminde büyük bir artış vardır. Bu ilaçların ve ürünlerin kullanımının bilinçsizce yapıldığı ve bazı kişilerde yan etkiler yaptığı bilinen bir gerçektir. Özellikle bitkisel olarak tanımlanan ve doğal olduğu iddia edilen besin destekleri reçetesiz satıldığı için satın almak veya ulaşmak kolaydır. Halbuki bu ürünlerin de bir doktorun gözetiminde kullanılması gerekir. Özellkle hastalığı olan ve ilaç kullanan kişilerin bu tür bitkisel-herbal ürünler kullanırken daha çok dikkatli olmaları gerekmektedir. Bu ürünlerin hastalık tedavisi için kullanılamayacağı dsadece destek ürünleri olduğu veya tamamlayıcı oldukları unutulmamalıdır. İlaçları bırakıp sadece bu tür bitkisel besin destekleri ürünleriyle tedavi olmayı düşünmek kadar yanlış bir şey olamaz.
Vitamin ve mineraller günlük diyetin vazgeçilemez besin ögleridir. Yeterli ve dengeli beslenmek vitaminlerin ve minerallerin yeterli alınmasını sağlar. Bununla birlikte bazı şartlar altında ve belirli yaş grubunda ilave vitamin ve mineral desteğine ihtiyacımız olmaktadır. Bazı kişiler doktoruna sormadan rastgele vitamin ilaçları almaktadır. Bu ilaçların da fazlası zararlıdır ve kullanımı konusunda bilinçli olmak gerekmektedir.
Vitaminler, vücudumuzdaki birçok metabolik olayın gerçekleşmesinde önemli görevleri olan maddelerdir. Vücudumuz vitaminleri kendisi yapamadığından gıdalarla almak zorundayız.

Vitaminler, vücudumuzda görev yapan enzim adı verilen proteinlerin yapısına girerek biyolojik olayların düzenlenmesini sağlar. Vitaminler olmadan vücuttaki bir çok faaliyet başlatılamaz ve sürdürülemez.

Vitaminleri yeterli almanın en iyi yolu dengeli beslenmek ve farklı gıdaları yemektir. Farklı gıda yemek çeşitli vitaminleri ve mineralleri almamaız açısından çok önemlidir. Bu şekilde beslenen bir kişinin ilave vitamin-mineral almasına gerek kalmaz. Bazı durumlarda ise ilave vitamin ilacı almak gerekebilir. Ancak yüksek dozda alınan bazı vitaminler vücudumuzda birikerek zararlı olur. Bu nedenle vitaminler gelişigüzel kullanılacak ilaçlar değildir.

Vitamin eksikliğinde sağlık sorunları yavaş yavaş ortaya çıkar, zaman içinde yorgunluk veya başka şikayetler görülür. Bir sonraki aşama bedensel rahatsızlıktır. Vitamin eksikliği giderilmez ise ölümle sonuçlanabilecek ciddi hastalıklar ortaya çıkabilir.
Her vitaminin değişik görevleri vardır. Doğal ve sentetik vitaminler arasındaki fark henüz tespit edilememiştir. Dengeli beslenerek vitamin ve mineral ihtiyacımızı doğal besinlerden yeterli derecede karşılayabiliriz. Bununla birlikte bebekler, gebeler, yaşlılar, alkolikler, sigara içenler, uzun süreli ilaç kullananlar, vejetaryenler ve zayıflama diyeti uygulayanlara vitamin desteği gerekir.
Vitamin ve minerallerin kalorisi yoktur, kilo yapmaz. Tüm vitamin ve mineraller gıdalarda bulunur. Uzun zaman vitamin ve mineralden eksik beslenirseniz vitamin yetmezliği ortaya çıkar. Vitaminlerin en iyi şekli vitamin ilaçları değil gıdalarda olanlardır.


Yağda Eriyen ve Suda Eriyen Vitaminler:

Vitamin ve minerallerin çoğu ince bağırsakların üst kısmından emilir. B12 vitamini ve mağnezyum ise ince bağırsağın ileum ve jejunum kısmından emilir.
Vitaminler, yağda çözünen ve suda çözünen vitaminler olmak üzere 2 gruba ayrılır. A,D,E ve K vitaminleri yağda çözünürler. Yağda çözünen vitaminlerin emilimi için bağırsaklarda safra keseinden gelen safraya ihtiyaç vardır. Yağda eriyen vitaminler kanda yağla birlikte dolaşır ve yağ hücrelerinde depolanırlar. Yani yağda çözünen A, D, E ve K vitaminlerinin fazlası vücutta birikir ve fazlası atılmaz.
B vitaminleri ve C vitamini gibi suda çözünen vitaminler vücudumuzda kolayca emilir. Yağda eriyen vitaminlerin aksine suda eriyen vitaminler bağırsaklardan emilmesi için safra asitine ihtiyaç duymazlar. Vücudumuz suda eriyen vitaminleri (ADEK vitaminleri dışındaki bütün vitaminler) idrarla atılırlar yani vücutta birikmezler.

Amerikan Diyetisyenler Derneği’nin Vitamin Kullanım Önerileri aşağıdaki gibidir:
  • Folik asit vitamini: Gebelik döneminde her gün 400 mikrogram alınmalıdır. Bebekte sakatlık gelişmesini önler.
  • Midesinde atrofik gastrit isimli bir hastalığı olanlarda B12 vitamini desteği gerekebilir. 50 yaşından büyüklerin % 10-30’unda B12 vitamini eksikliği olabilir. Bu kişilerin B12 vitamini alması gerekir.
  • Kalsiyum: 9-18 yaş arası 1300 mg/gün
 
  • Yaşlılarda ve kadınlarda menopoz sonrası D vitamini alınmalıdır.
  • Vejetaryenler (et yemeyen, sadece sebze ve meyve yiyenler): B12, D vitamini ve kalsiyum almalıdır.
  • Gebelikte demir ilavesi gerekir.
 
  • 65 yaşın üzerindeki kişiler, B6, B12, folik asit vitamini ve D vitamini almalıdır.
  • Menopozdaki kadınlar ilave kalsiyum ve D vitamini almalıdır.
  • Yeterince yemek yiyemeyen kişiler ilave vitamin almalıdırlar
  • Düşük kalorili diyet yaparken (günlük 1200 kalorinin altında diyet yaparken) ilave vitamin alınmalıdır.
  • Sigara içenler, C vitamini, B6 vitamini ve folik asit vitamini almalıdırlar
  • Aşırı alkol alıyorsanız tiamin vitamini, folik asit vitamini, A vitamini, D vitamini ve B12 vitamini almalısınız
  • Gebe olanlar kalsiyum, folik asit, biotin ve demir desteği almalıdır.
  • Bağırsak hastalıkları medeniyle alınan besinlerin bağırsaklardan emiliminin bozukluğu varsa ilave vitamin almak gerekir.
  • Şeker hastalığınız varsa damar sağlığı için tiamin vitamini alınız
  • Sık hasta olanlarda bağışıklık sistemi zayıftır ve bunun temelinde vitamin eksikliği olup olmadığı araştırılmalı ve eksik vitaminler verilmelidir.
  • Yaşlı kişiler eğer yeterince yemek yitemiyorsa, güneş ışığı görmüyorsa, laktoz intoleransı varsa ve mide asit değişikliğine bağlı B12 vitamin emilmesi bozukluğu varsa vitamin alınmalıdır.
  • Vejeteryan olup tavuk, yumurta yemeyen ve süt ürünü içmeyen veya tüketmeyenlerde B12 vitamin eksikliği olur.
  • Laktoz intoleransı (süt içince ishal olmak) olanlar veya süt veya süt ürünü sevmeyenler vitamin almalıdır
  • Kronik hastalığı olup bu nedenle düzenli ilaç kullanan veya ameliyat olanlar
  • Öğün atlayan ve bunu devamlı yapan kişiler
 
  • A vitaminin fazla alınırsa vücutta birikir ve zararlı olur.
  • B6 vitamini, D vitamini, niasin vitamini, demir ve selenyum minerallerinin fazlası zararlıdır.
  • D vitamini fazla alınırsa kanda kalsiyum aşırı yükselir ve zararlı olur.
  • Gebeliğin ilk üç ayında fazla A vitamini alınırsa, çocukta sakatlık yapar.
  • Yüksek dozda E vitamini almak K vitamininin etkisini bozduğundan Coumadin isimli kanı sulandıran ilaç kullanan kalp hastalarında zararlı olabilir
  • Çinkonun fazla alınması vücut direncini (bağışıklık sistemini) bozar ve iyi kolesterol olarak bilinen HDL kolesterolü azaltır.
  • Yüsek dozda multivitamin alan erkeklerde prostat kanser riskinin arttığı saptanmıştır.
 

19-50 yaş arası 1000 mg/gün
51 yaş üzeri 1200 mg/gün alınmalıdır.İlave vitamin alınması gereken durumlar aşağıda verilmiştir:Çoğu İnsanın Alması Gereken Vitaminler:

Yapılan çalışmalar çoğu insanın günlük beslenmesi ile yeteri kadar folik asit vitamini, B6 vitamini, B12 vitamini, D vitamini ve E vitamini alamadığını göstermiştir. Bu vitaminlerin ilave olarak standart multivitamin ilaçlarla alınması uygundur. Çok fazla vitamin içeren, ‘’mega’’ veya ‘’hiper’’doz denilen vitamin ilaçlarını almaya gerek yoktur. Gebelikte ilk ay mutlaka günlük 400 mikrogram folik asit alınmalıdır. Gebelikte multivitamin de alınabilir. Ancak gebeliğin ilk 3 ayında fazla A vitamini alınması zararlıdır.. Yine g

Yüksek Dozda Vitamin Almanın Zararları:Vitamin İlacı Kullanırken Nelere Dikkat Etmeli?
Vitamin ilaçları kullanırken aşağıdaki hususlara dikkat etmeliyiz:

1- İlacın etiketini ve prospektüsünü okuyunuz: İlacın içinde bulunan maddeleri ve vitaminleri okuyunuz. Vitaminlerin miligram ve ünitelerine dikkat ediniz.
2- Üzerinde ‘’Mega’’ , ‘’Süper’’, ‘’Hiper’’ yazan ürünleri kullanmayınız. Bu ürünlerde aşırı dozda vitamin olabilir.
3- Vitamin ilacının içinde başka ilave maddeler veya kimyasal ürünler olmamasına dikkat ediniz.
4- Son kullanma tarihine dikkat ediniz.
5- İlaçları serin, kuru yerde saklayınız. Nemli ortamda bulundurmayınız.


KAYNAK: VITAMIN-MINERAL , BITKISEL URUN KULLANIM REHBERI, GURER YAYINLARI, 2008

Prof Dr Metin Özata

Endokrinoloji, Metabolizma ve Tiroid Uzmanı
 
 
 
B12 VİTAMİNİ VE FOLİK ASIT VİTAMİNİ FAYDALARI VE KULLANIMI

B12 VİTAMİNİ

Yapısında kobalt metali bulunduğundan B12 vitaminine kobalamin ismi de verilir. Multivitamin ilaçlarda B12 vitamini siyanokobalamin adıyla bulunur. B12 vitamini sinir dokusunun sağlığı ve kırmızı kan hücresi (eritrosit) ve hücrelerimizde bulunan DNA’nın yapımı için gerekli olan bir vitamindir.

Diyetle alınan B12 vitamini mideden salgılanan intrensek faktör adındaki bir proteinle birleşerek bağırsaklardan emilir.
Besinlerde bulunan B12 vitaminin bağırsaklardan iyi emilmesi, mide, pankreas ve bağırsakların iyi çalışmasına bağlıdır.
Günlük B12 vitamini ihtiyacı 2.4 mikrogram kadardır.

Bulunduğu Gıdalar

B12 vitamini hayvansal besinlerde yani kırmızı et, tavuk, hindi eti ve balıkta ve çok az oranda sütte ve yoğurtta bulunur. Bitki ve mayada bulunmaz. Bir bardak pastörize sütte 0.9 mikrogram B12 vitamini vardır.

B12 Vitamini Eksikliği

B12 vitamin eksikliği pernisiyöz anemi denen kansızlık durumunda görülür. Pernisiyöz anemi B12 vitaminin bağırsaklardan emiliminin bozulması nedeniyle oluşan bir hastalıktır. Bu hastalık 60 yaş üzerindeki kişilerde % 2 oranında görülür ve tedavisi için B12 vitamini iğnesi (enjeksiyonu) yapılır. B12 vitamin eksikliği varsa kırmızı kan hücrelerinin büyüdüğü megaloblastik anemi görülür.

B12 eksikliği genellikle et yemeyenlerle (vejetaryenlerde), mide ve bağırsak hastalığı olanlarda görülür. Bunun nedeni de B12 vitamininin çoğunlukla hayvansal besinlerde bulunmasıdır. Midelerinde atrofik gastrit hastalığı olanlarda veya midesi ameliyatla alınanlarda özellikle B12 vitamin eksikliği sık görülür. Bir çalışmada midesinde helikobakter pilori bakterisi olanlarda B12 vitamini eksikliğinin sık görüldüğü ortaya konmuştur. Bazen nadiren kalıtımsal olarak B12 vitamini yetmezliği görülebilir. Yaşlılık ise önemli bir B12 vitamin yetmezlik nedenidir. Yaşlılarda B12 vitamini yetmezliği sık görülür. B12 vitamini eksikliğinde kanda ve idrarda metil malonik asit aratraken kanda ayrıca homosistein yükselir.

B12 vitaminin emilmesini engelleyen ve azlığına neden olan hastalıklar şunlardır:
· Midede atrofi, asit olmaması
· Midede helikobakter pilori bakteri varlığı
· Antibiyotik sonrası bağırsakta aşırı bakteri çoğalması
· Uzun süre şeker hastalığı ilacı olan metformin kullanmak
· Antiasit, H2 reseptör antagonist ve protom pompa inhibitörü denen mide ilaçları kullanmak
· Kronik alkol kullanımı
· Mide ameliyatı geçirenler
· Pankreas bezinin iyi çalışmaması
· Sjögren sendromu
· AIDS hastalığı veya HIV pozitif kişiler


B12 yetmezliği olan kişilerin sadece % 29’unda anemi ve % 64’ünde kırmızı kan hücrelerinde büyüme görülür. O nedenle B12 yetmezliği her kişide kansızlıkla karşımıza çıkmaz. B12 yetmezliği nedeniyle bu kişilerde dilde yanma (glossit), vajende atroatrofi ve bağırsaklarda emilim bozuklukları olabilir. Birlikte demir eksikliği veya talassemi varsa kırmızı kan hücrelerinde büyüme olmayabilir. Bu hastaların bazılarında uyuşma, hissizlik, halsizlik, hafızada zayıflama ve kişilik değişiklikleri olabilir.


B12 vitamin eksikliği yapan bazı ilaçlara dikkat edelim:

· Mide ve on iki parmak bağırsağı (duodenum) ülseri veya gastrit hastalığının tedavisinde omeprazol türü ilaç alan hastalarda B12 vitamin eksikliği veya kan düzeylerinde azalma olabilir.

· Kloramfenikol ve neomisin gibi antibiyotikleri kullananlarda
· Gut hastalığıı denen kanda ürik asit yüksekliği ile kendini gösteren hastalığın tedavisinde kullanılan Kolşisin ilacı B12 vitamini eksikliği yapabilir.
· Şeker hastalığı tedavisinde kullanılan metformin (Glukofaj veya glukoformin) ilacı B12 vitamini eksikliği yapabilir.
· Ameliyat sırasındaki anestezide kullanılan nitröz oksit de B12 vitamin eksikliği yapabilir.

B12 yetmezliği 60 yaşın üzerinde %10-15 oranında görülür. Yaşlılardaki B12 vitamini eksikliği multivitamin ilaçlarla tedavi edilebilir.

B12 Eksikliği Belirtileri:

B12 vitamin eksikliğinin hematolojik (kan hastalığı-anemi), nörolojik (sinir sistemi) ve iskete üzerine etkileri vardır. B12 eksikliğinde kırmızı hücrelerde büyüme (makrositoz) ile karakterize anemi vardır. Bu kişilerde ayrıca kanda LDH ve ve bilirubin yükselebilir. Bazen lökosit ve trombosit sayısı düşebilir. Nörolojik yani sinir sistemiyle ilgili olarak ise omurilik arka ve yan kısımlarında sinir hasarı ve buna bağlı özellkle bacaklarda simetrik nöropati gelişir. Uyuşma ve ataksilerle başlayan bu durum denge kaybıyla devam eder. İler aşamada ileri halsizlik, spastisite, klonus, felç, idar ve gaita kaçırmaya kadar ilerler. B12 vitamini ksikliği olan kişilerde osteoporoz sıklığının fazla olduğu da saptanmıştır.

B12 vitamini eksikliği olan kişilerde şu belirtiler görülür:

· Yorgunluk
· Halsizlik
· Bulantı
· Kabızlık
· Gaz
· İştah kaybı
· Kilo kaybı
· Kansızlık
· Yürümede zorluk ve denge bozukluğu
· Unutkanlık
· Demans
· Dilde ağrı
· Bacaklarda his kaybı ve uyuşma
· Kansızlık
· Kulakta çınlama

B12 vitamini eksikliğinde sinir sistemi bozuklukları da görülebilir.

B12 vitamini şu kişilerde ilave olarak verilmelidir:
  • Pernisiyöz anemi
  • Midesi ameliyatla alınanlar
  • Vejetaryenler
  • Yaşlılar
  • Gebe ve bebekler
  • Bağırsak hastalığı olanlar

50 yaşın üzerindeki kişiler, vejetaryenler, gebe kalmayı planlayan kadınlar B12 vitaminini multivitamin ilaç olarak, günde 6-30 mikrogram almalıdırlar. Pernisiyöz anemi yoksa B12 vitamini ağızdan tablet şeklinde alınmalıdır. Pernisiyöz anemi durumunda ve mide ameliyatlılarda enjeksiyon şeklinde alınmalıdır.

Bazı hastalıkların tedavisinde veya önlenmesinde B12 vitamini kullanımı:

· Kanda homosistein denen damar sertliği yapıcı madde yüksekse tedavi için B12 vitamini 0.5 mg/gün dozunda folik asit ile birlikte (0.5-5 mg/gün) alınabilir.
· B12 eksikliği varsa gebelerde çocuktaki sinir dokusu anormalliğini önlemek için folat tedavine ilave olarak verilmelidir.
· Alzheimer hastalarında B12 vitamini eksikliği sık olarak bulunur. Bu hastalarda B12 vitamini eksikliğinin giderilmesi gerekir.
· Depresyondaki hastalarda da sıklıkla B12 vitamini eksikliği görülür. Bu hastalara da B12 vitamini verilmesi gerekir.
· Kulak çınlaması olan hastaların bir kısmında B12 eksikliği görülmüş ve tedaviyle şikayetleri azalmıştır.



B12 Vitamini Fazlaısı zararlı mı?
B12 vitamini fazlalığı zararlı değildir.

FOLİK ASİT (VİTAMİN B-9)

Folik asit vitaminine folat adı da verilir. Folat vitamini doğal olarak besinlerde bulunurken , folik asit bu vitaminin sentetik bir şeklidir ve ilaç olarak üretilir. Folik asit kan yapımı, yeni hücre oluşması ve yaşaması, DNA ve RNA yapımı için gerekli bir vitamindir. Bu nedenle özellikle gebelik ve çocukluk döneminde bu vitamine olan ihtiyaç artar. Gebelik döneminde günde 800 mikrogram dozunda mutlaka alınmalıdır. Folik asit kırmızı kan hücrelerinin yapımı için gereklidir ve homosisteinin normal sınırlarda olmasını sağlar.
Folik asit kandaki homosistein denen damar sertliği yapıcı maddeyi azalttığı gibi kalp krizi, felç ve bunama riskini azaltır.
Folik Asit Vitamini Hangi Gıdalarda Var:
Koyu yeşil yapraklı sebzelerde, ıspanak, fasulye, buğday, bezelye, fındık, baklagiller, kepekli ekmek, karaciğer, yumurta, balık, muz, portakal, limon, çilek, kiraz, patates ve mısırda folik asit vardır. Günlük ihtiyaç 400 mikrogram kadardır.

Folik Asit Yetmezliği:
Folik asit yetmezliğinin nedenleri şu başılıklar altında incelenebilir:

1) Gıdalarla Alımının Az Olması: İyi beslenmeyen veya alkolik kişilerde folat yetersizliği sıktır. Gıdalardaki folatın pişirilme sırasında çoğu kaybolur. Vücuttaki folat deposu çok azdır (5-10 mg) ve folat eksikliği 4-5 ay devam ederse megablostik anemi denen kansızlık oluşur. Folat yetersizliği B12 vitamini gibi yaşlılarda fazla görülür. 65-74 yaş arası kişilerde folat yetmezliği % 5-10 arasında görülür.
2) Folat İhtiyacının Artması: Folat ihtiyacının artması da folat yetersizliği yapabilir. İhtiyacın arttığı bu durumlar gebelik, hemolitik anemi denen kan hastalıkları, bazı cilt hastalıkları ve bazı ilaç kullanımlarıdır.
3) Bazı İlaçlar: Trimetoprim, metoteksat ve fenitoin ilaçları folat yetmezliğine neden olur.
4) Genetik Olarak Folat Emilim Bozukluğu: Çok nadir görülür ve bebeklikte daire (ishal) anemi ve nörolojik (sinir) hastalıkları ile birliktedir.

Kanda Homosistein seviyesi normalin üzerinde ise B6, B12 ve folik asit vitaminleri birlikte alınmalıdır.

Folat tedavisinin gerekli olduğu veya ilave alımının gerektiği durumlar şunlardır:
· Gebelik ve emzirme dönemi (800 mikrogram /gün)
· Gebe kalmadan önce alınmaya başlanmalıdır
· Alkol alanlarda
· Bağırsaklardan besin emiliminin bozuk olduğu durumlarda
· Dializ yapılan böbrek hastalarında
· Karaciğer hastalığı olanlarda folik asit vitamini alınmalıdır.
· Folik asit eksikliğine bağlı anemilerde
· Yaşlılıkta işitme azlığı olanlara

Folatın vücutta kullanımını engelleyen aşağıdaki ilaçların kullanımı durumunda folik asit vitamini ilave olarak alınmalıdır.
  • Epilepsi ilaçları
  • Şeker hastalığı tedavisinde kullanılan Glukofage veya glukoformin gibi ilaçlar
  • Crohn hastalığı tedavisinde kullanılan sulfasalazin
  • İdrar söktürücü Triamteren ilacı
  • Kanser ilacı Methotrexate
Folat Vitamin Eksikliği Belirtileri Nelerdir?

Folat eksikliği olan kadınlarda düşük ağırlıklı bebek, sinir hasarlı bebek doğurma riski vardır
Bebek ve çocuklarda folat yetersizliği büyümeyi yavaşlatır
Folat eksikliğinde anemi (kansızlık) oluşur
Bazı kişilerde ishal, iştah kaybı, kilo kaybı oluşur. Bazen dilde ağrı, baş ağrısı, çarpıntı, unutkanlık, davranış bozukluğu olabilir.
Kanda homosistein yükselir.

Folik Asit Alımı Hangi Hastalıkları Önler?

Yeterli folik asit alımı şu hastalıkları önler:
1) Gebelikte alımı bebekte nöral tüp defekti denen sinir hastalığımı önler
2) Kalp hastalığından koruduğu gösterilemedi
3) Kolon (kalın bağırsak) kanserinden korur.
4) Hipertansiyondan korur
5) Yaşlılıktaki işitme azlığından korur
6) Homosisteini azaltarak kemik kırıklarından korur

Folik Asit Vitamini Alırken B12 Eksikliğine Dikkat Ediniz

Folik asit vitamini günde 1000 mikrogramdan fazla alınmamalıdır. Böyle alınırsa ve o kişide B12 yetmezliği hafif varsa B12 yetmezliği şikayetlerini artırır. Folik asit vitamini B12 vitaminine bağlı kansızlığı düzeltir ancak B12 vitaminine bağlı beyin ve sinir hasarının kalıcı olmasına neden olur. Özellikle yaşlı kişilerde veya 50 yaşından büyük kişilerde B12 yetmezliği sık olduğundan folik asit almadan önce mutlaka B12 vitamin düzeyine bakmak gerekir. Multivitamin alınıyorsa folik asit yanında mutlaka B12 vitamini de olmalıdır.

Fazla Folik Asitin Zararı Var mı?

Gıdalarla alınan fazla folik asitin zararı yoktur. Bu vitamin suda eridiğinden fazlası idrarla atılır. Ancak epilepsisi olan hastalarda fazla folik asit kasılmaları artırabilir. Folik asit vitamini günde 1000 mikrogramdan fazla alınmamalıdır.


KAYNAK: Prof Dr Metin Özata, Vitamin, Mineral, Bitkisel Urun Rehberi, Gurer Yayınları, 2008  
 
 
 
B5 (Pantotetik asit) ve B6 Vitamini : Stres, Depresyon, Kramplar ve Şeker Hastalığında Faydalı Vitaminler

STRES, DEPRESYON VE KRAMPLARA ŞİFA: B5 VİTAMİNİ (PANTOTENİK ASİT)

B5 vitaminine pantotenik asit adı da verilir. Pantotenik asit besinlerden enerji oluşmasında rol aldığı gibi yaşamsal öneme sahip bazı metabolik olaylarda görev yapar. Hücrelerde koenzim A olarak görev yapar.

B5 vitamini. Böbreküstü bezi veya diğer adıyla adrenal bezinden kortizol hormonu salgılanmasında, kolesterolün oluşmasında ve beyindeki asetil kolin isimli çok önemli bir maddenin yapımında rolü vardır.

Stresi giderici bir vitamin olarak, depresyon ve anksiyete tedavisinde faydalıdır. Bağırsakların çalışması, safra, D vitamini ve kırmızı kan hücrelerinin yapımında rol alır. Günlük ihtiyaç 5 mg/gün’dür.

Karaciğer, böbrek, maya, fındık, buğday, yumurta sarısı, brokoli, tavuk, balık, mantar, avokado, tam tahıllar, yoğurt ve süt gibi besinlerde B5 vitamini vardır. Bağırsaklardaki bazı mikroplar (bakteriler) B5 vitamini yaparlar ve bu vitamin bağırsaklardan emilerek faydalı olur.
Pantotenik asit eksikliği nadir görülür ve özellikle bağırsaklardan gıda emiliminin bozulduğu durumlarda oluşur. Pantotenik asit eksikliğinde depresyon, kişilik değişimleri, kalp hastalığı, sık enfeksiyon, yorgunluk, karın ağrısı, uyku bozuklukları, uyuşma, karıncalanma, kas güçsüzlüğü ve kramplar olur. Özellikle bacaklarda ve ayaklarda yanma oluşur ki buna ‘’yanan ayak sendromu’’ denir.

Pantotenik asit cilt yaralarının iyileşmesini hızlandırır. Pantetin adı verilen bir türevi günde 300 mg dozunda kan kolesterolünü düşürür. Bu nedenle kolesterol düşüren statin türü ilaçlar ile (Lipitor, Zocor, Ator, Tarden gibi) birlikte kullanılabilir.
Fazla dozda alınırsa idrarla atılır.

ŞEKER HASTALARINA ŞİFA: B6 VİTAMİNİ (PRİDOKSİN)

B6 vitamini suda eriyen bir vitamindir. Vücutta 6 şekilde bulunur ki, bunlar içinde en önemli olanı piridoksal 5’ monofosfat adı verilen türüdür. Piridoksal 5’ monofosfat (PLP) B6 vitamininin vücuttaki etkili şekli olup metabolizma için çok önemlidir. B6 vitamini özellikle şeker (hastalığı) metabolizmasında önemli görevler yapar. Karaciğer ve kaslarda depo edilmiş olan ve glukojen adı verilen depo şekerden kan şekeri oluşturulmasında veya proteinlerin şekere dönüştürülmesinde rol alır. Sinir hücreleri ve bağışıklık sistemi B6 vitaminine ihtiyaç duyar. B6 vitaminin bazı önemli görevleri aşağıda verilmiştir:

· Kırmızı kan hücrelerinin içinde bulunan ve oksijen taşıyan hemoglobin isimli proteinin yapımında görev alır.
· Beyinde serotonin denen mutluluk hormonunun yapımında önemli rol oynar.

Eksikliğinde bağışıklık sisteminde zayıflama görülür. B6 vitamini kan şekerinin normal sınırlarda kalmasına da yardımcı olur.

B6 Vitamin Yetmezliği:

Pür B6 vitamin yetmezliği nadir görülür. Astım, diyabet, alkolikler, kalp hastaları, gebelik ve meme kanserinde kanda B6 vitamin düzeyinin azaldığı saptanmıştır. B6 vitamin eksikliğinde kanda homosistein isimli madde artar ki bu damar sertliği riskinin arttığını gösterir.

Tüberküloz tedavisinde kullanılan izoniazid isimli ilacı kullananlarda ve alkoliklerde B6 vitamini eksikliği oluştuğundan bu kişiler ilave B6 vitamini almalıdır. Romatoit artrit tedavisinde kullanılan Penisillamin isimli ilaç ve Parkinson hastalığı tedavisinde kullanılan dopa isimli ilaç, B6 vitamini eksikliği yapar. Bu kişiler multivitamin ilaçlarla günlük 2 mg B6 vitamini almalıdırlar.

B6 vitamini eksikliğinde şu belirtiler oluşur:

· Cilt iltihabı
· Dil ve ağız iltihapları, ağız köşesinde cilt yaraları
· Depresyon
· Bilinç bulanıklığı
· Kasılmalar
· Kansızlık

B6 Vitamini hangi Gıdalarda Bulunur?

B6 vitamini muz, balık, et, fasulye, bezelye, tavuk ve hindi etinde, buğday, biftek, patates, fındık, kepekli ekmek, portakal, süt, ıspanak, ceviz ve avokado gibi besinlerde vardır. Vejetaryen olanlar ilave B6 vitamini almalıdırlar. Günlük ihtiyaç 1.5-1.7 mg’dır.

B6 Tedavisi:

B6 vitamininin farelerde pankreas kanserinin büyümesini önlediği gösterilmiştir.
B6 vitamini kanımızda bulunan ve damar sertliği yapan homosistein isimli bir maddenin azalmasını sağlayarak faydalı olur. Homosistein’i azaltmak için B6 vitamini ile birlikte folik asit vitamini ve B12 vitamini de almak gerekir.

Yaşlılarda vücut direncinin (bağışıklık sisteminin) kuvvetli olması için yeterli B6 vitamini alınması gerekir.

B6 vitamininin böbrek taşını önlediğine dair yayınlar varsa da kesin kanıt ortaya konamamıştır.

B6 vitamini tedavisinin Down sendromu, otizm, gebelik diyabeti, depresyon, diyabetik polinöropati, adet öncesi sıkıntılar, depresyon, gebelerde bulantı ve kusmayı önleme ve karpal tünel sendromu denen el bileğindeki sinirlerin sıkışması durumunda faydalı olduğu iddia edilmiştir.
 
 
BİOTİN (Vitamin B7 veya Vitamin H): SAÇ DÖKÜLMESİ, TIRNAK KIRILMASI, GEBE, KOLESTEROL VE ŞEKER HASTALARININ VİTAMİNİ

BİOTİN VİTAMİNİ (Vitamin B7 veya Vitamin H)

Biotin, bir çok metabolizma olayında görev alan ve suda eriyen bir vitamindir. DNA’nın çoğalmasında biotin’in önemli rolü vardır. Biotin 4 önemli enzimin yapısına girer ki bu enzimlere karboksilaz enzimleri denir. Bu enzimler mitokondriumda bulunur ve heme ve demir metabolizmasında etkilidir. Bu enzimlerden en önemlileri asetik koA karboksilaz (ACC), piruvat karboksilaz (PC), propionil coA karboksilaz (PCC) ve beta-metilkrotonil coA karboksilaz (MCC)dır. Biotin bu enzimlerin yüzeyinde CO2 taşıyıcısı olarak önemli rol alır. Bu biyotine bağlı karboksilaz enzimleri doğuştan eksik olursa bebekte doğumdan sonra ve bir yaş içinde oluşan şiddetli nörolojik hastalık oluşur.

Çiğ yumurtada bulunan avidin isimli bir protein biotin’in emilimini bozar. Uzun süre çiğ yumurta içenlerde biotin eksikliği olur. Bu nedenle yumurta çiğ olarak içilmemelidir.
Biotin proteinler, folik asit, pantotenik asit ve B12 vitaminin kullanımını kolaylaştırır, tırnak ve saçları güçlendirir, kolesterol ve kan şekerinin normale dönmesine katkıda bulunur.
Günlük ihtiyaç 35-60 mikrogramdır. Normal serum konsantrasyonu 1500 pmol/L dir.

Biotin Eksikliği:

İnsanlarda biotin eksikliği nadir görülür. Eksikliğinde saçlarda dökülme, seboreik dermatit, alopecia, cilt bozuklukları, depresyon, halsizlik, halusinasyon (hayal görme) ve bacaklarda uyuşma ve karıncalanma olabilir. Biotin eksikliğinde demir metabolizmasında bozulma olduğu hücredeki mitokondriumda biyotine bağlı karboksilaz enzimlerinin çalışmadığı saptanmıştır.

Biotin Ne Zaman Kullanılmalı?

A) Gebelikte
Gebelikte biotin eksikliği olursa, doğan çocuklarda anormallikler veya sakatlıklar olabilir. Bu nedenle gebe kadınlar folik asitle birlikte (400 mikrogram/gün) en azından günlük 30 mikrogram biotin de almalıdırlar.

B)Diyabetes Mellitus (Şeker hastalığı varsa)
Kan şekeri iyi kullanılamadığında biotin eksikliği de olmaktadır. Biotin alan şeker hastalarında kan şekerinde düşme olmaktadır. Bu konuda çalışmalar az olsa da biotin vitaminin şeker hastalarına verilmesi faydalıdır.

C) Tırnak Kırılması:
Kırılması olan tırnaklarda biotin verilnmesi sonrası tırnaklarda kalınlaşma ve kırılmada azlık görülmüştür.

D) Saç Dökülmesi:
Biotin eksikliğinde saç dökülmesi görülürse de biotinle yapılmış bu konuda bilimsel çalışma yoktur.

Hangi Gıdalarda Biotin Vardır:

Bira mayası, tam buğday, yumurta sarısı, karaciğer, tavuk, kuzu eti, tam buğday ekmek, balık, süt ve peynirde biotin vardır. Biotin, bakteriler tarafından bağırsaklarda da üretilir.

Biotin Tedavisi:

Biotin, günlük 30 mikrogram doza kadar güvenle verilebilir. Fazlası idrarla atılır.

Epilepsi tedavisinde kullanılan ilaçlar (fenitoin, karbamazepin, valproik asit gibi ilaçlar) biotin’in bağırsaklardan emilimini bozar, antibiyotikler bağırsaklarda biotin üretimini önler. Bu nedenle epilepsi hastaları ve antibiyotik kullananlar biotin vitaminini ilave olarak almalıdırlar.


Vitamin İlacı Kullanırken Nelere Dikkat Etmeli?
Vitamin ilaçları kullanırken aşağıdaki hususlara dikkat etmeliyiz:

1- İlacın etiketini ve prospektüsünü okuyunuz: İlacın içinde bulunan maddeleri ve vitaminleri okuyunuz. Vitaminlerin miligram ve ünitelerine dikkat ediniz.
2- Üzerinde ‘’Mega’’ , ‘’Süper’’, ‘’Hiper’’ yazan ürünleri kullanmayınız. Bu ürünlerde aşırı dozda vitamin olabilir.
3- Vitamin ilacının içinde başka ilave maddeler veya kimyasal ürünler olmamasına dikkat ediniz.
4- Son kullanma tarihine dikkat ediniz.
5- İlaçları serin, kuru yerde saklayınız. Nemli ortamda bulundurmayınız.

KAYNAK: Prof Dr Metin Özata, Vitamin, Mineral,Bitkisel Urun Kullanım Rehberi, Gurer Yayınları, 2008
 


 


 
C VİTAMİNİ

C vitamini eski tarihlerde uzun gemi yolculuklarında sebze ve meyve yemeyen kişilerde skorbüt hastalığının ortaya çıkmasıyla kendini göstermiştir. C vitamini diyetteki 100 mg/gün doza kadar tamamen bağırsaklardan emilir. Diyetteki miktarı arttıkça emilimi azalır. Günde 1000 mg’dan fazla dozlarda yarısından azı ancak emilir. Fazlası idrarla atılır.

C vitamininin vücudumuzda yaptığı önemli görevleri şu şekilde sıralayabiliriz:
a) Vücudun mikroplara karşı direncinin artırılmasında
b) Kan damarlarının sağlamlığında rol alır.
c) Kemik, eklem bağları ve damarların yapısında bulunan kollajen isimli bir maddenin yapımını artırır
d) Noradrenalin isimli bir hormonun vücutta yapılmasında
e) Kolesterol isimli yağdan safra yapılmasında
f) Kuvvetli antioksidan maddedir. Vücudu oksijen radikalleri denen ve oksijenin vücutta yandıktan sonra oluşturduğu zararlı yan ürünlerinin hasarından korur. Vitamin E gibi diğer antioksidanların etkisini de artırır.
g) E vitamini ve folik asitin stabil hale gelmesini sağlar
h) Karnitin sentezinde faydalı olur ve böylece yağ asit transportuna katkıda bulunur.

C Vitamini Yetmezliği:

Sigara ve doğum kontrol hapları vücutta C vitamini düzeyini azaltır. Bu nedenle sigara içenler ve doğum kontrol hapı kullanan kişiler ilave C vitamini almalıdırlar.
Aspirin, C vitamininin idrarla atılmasını artırdığından eksiklik oluşabilir.
Kanı sulandırıcı ilaç alanlarda C vitamini alınınca bu ilaçların etkisi azalabilir. Bu nedenle coumadin gibi kanı sulandırıcı ilaç alanlar, günde 1 gramdan fazla C vitamini almamalıdır.
Yüksek dozda C vitamini alındığı sırasında kanınızda bazı tetkikler yanlış sonuç verebilir. Bu tetkikler bilirubin, kreatinin ve gaita’da gizli kan testleridir.
C vitamini eksikliğinde skorbüt isimli bir hastalık oluşur ki, bu hastalıkta diş etlerinde kanama ve dişlerde sallanma olur. Skorbüt hastalığında C vitamini eksikliğine bağlı kollajen sentezi bozulur ve bağ dokusu bozulur. Sonuçta da morarmalar, diş etlerinde kanama, peteşi denen nokta tarzı kanamalar, hiperkeratoz, eklem ağrıları, yara iyileşmesinde bozulma oluşur. Ayrıca halsizlik, eklem şişliği, eklem ağrıları, depresyon, nöropati gelişir.

C vitamini eksikliğinde ciltte kırışma, yaraların iyileşmesinde gecikme ve eklemlerde hassasiyet meydana gelir.


C Vitamini Hangi Gıdalarda Bulunur?

C vitamini siyah üzüm, yeşil biber, mango, karnabahar, lahana, brokoli, portakal, mandalina, greyfurt, böğürtlen, üzüm suyu, patates, domates, bezelye, pırasa, muz, çilek, şalgam ve yeşil yapraklı sebzelerde bulunur. Bir orta boy portakalda 70 mg, bir domateste 23 mg ve bir greyfurtta 88 mg C vitamini vardır.

Ester C vitamini:

C vitamininin doğal formu yani besinlerde bulunan şekli L-askorbik asittir ve suda erir. C vitamininin palmitik asit tuzuyla yapılmış yapay şekline ‘Vitamin C-ESTER’ adı verilmektedir. Vitamin C-ester hem yağda hem suda erir. Bu nedenle daha etkilidir. Vitamin C-ester, kremlere katılarak güneş yanıklarında, psoriazis denen cilt hastalığında ve diğer bazı cilt hastalıklarında çok faydalıdır. .
Günlük C vitamini ihtiyacı erişkinler için 60 mg, gebelikte 80-90 mg, sigara içenlerde 100-200 mg kadardır. Alınabilecek en fazla doz 2000 mg/gün’dür. Bazı bilim adamları günlük 400 mg C vitamini alınmasını önermektedir.

C Vitamini Bizi hangi Hastalıklardan Korur?

Kalp hastalıklarından korunmak için günde 350 mg C vitamini alınması önerilmektedir. Damar sertliği veya yüksek kolesterolü olanların günde 500 mg C vitamini alması kan damarlarında genişleme yapmaktadır.

Midede ülser ve gastrit yapan helikobakter pilori isimli mikrobun öldürülmesinde C vitamini faydalıdır.

C vitaminini kanser hastalarının almaması gerektiği yönünde bilimsel yayınlar varsa da, bu konu ileri araştırmalarla ortaya konmamıştır.

Katarakt oluşumunu önlemek için günde 300 mg C vitamini alınması önerilmektedir.
Tansiyonu yüksek olanlarda C vitamini tansiyonda % 9 oranında azalma yapabilmektedir.
Şeker hastalarında göz, sinir ve damarlarda şekerin yaptığı hasarı önlemek için C vitamininin ilave alınması gerekir. C vitamini hücrelerdeki sorbitol denen şekeri artırarak yüksek kan şekerinin yan etkisini önler. Şeker hastalığında böbreklerde hasar oluştuğunda idrarda protein kaçağı başlar. Şeker hastalarında C vitamini alınmasıyla idrarla atılan protein miktarının azaldığı da saptanmıştır. Şeker hastaları bu nedenle mutlaka C vitamini içeren antioksidan ilaçlar almalıdırlar.
Yaygın olarak bilinenin aksine C vitamininin fazla alınması soğuk algınlığı veya nezleden korumaz.

Günde 1000 mg’dan fazla alındığında bulantı, midede kramp, ishal yapar ve böbrek taşı oluşma riski artar.


KAYNAK: Prof Dr Metin Özata, Vitamin, Mineral ve Bitkisel Urun Rehberi, Gurer yayınları, 2008






 








 
E VİTAMİNİ

E vitamini yağda eriyen bir vitamin olup vücudumuzda 8 farklı şekilde bulunur. Gıdalarda bulunan gama-tokoferol iken dokularda ve ilaçlarda alfa-tokeferol bulunur. Vücudumuzda etkili olan ve dolaşımda bulunan alfa tokoferoldür.

E vitamininin Alfa-tokoferol tipi bir antioksidandır yani vücutta çeşitli nedenlerle oluşan zararlı oksijen ürünlerini yok eder. Bu nedenle vücudumuzu sigara ve çevreden alınan zehirli maddelerin hasarından korumaya çalışır. E vitamini bu antioksidan özelliği sayesinde kalp, damarlar, beyin ve sinir fonksiyonları düzenler ve yaraların iyileşmesinde faydalı olur.Gama tokoferol isimli E vitamini türü ise, prostat kanserinden bizi korur.

Günde 15 mg (22.5 ünite) E vitamini alınmalıdır.

E Vitamini hangi Gıdalarda Bulunur?

Zeytinyağı, ayçiçeği yağı, ayçiçeği çekirdeği, ceviz, badem, tereyağı, kırmızı et, ıspanak,brokoli gibi yeşil yapraklı sebzeler ve kivi, mango ve muzda E vitamini vardır.

E Vitamini Yetmezliği

Vitamin E yetmezliği nadir görülür çünkü günlük diyette tokoferol çok fazladır. Serumda E vitamini azlığı kan seviyesi 0.5 mg/d’den az olunca oluşur ve genellikle yağ emilimin bozulduğu siroz, safra tıkanması, kistik fibrozis, pankreas yetmezliği, chrohn hastalığı gibi durumlarda oluşur. Kandaki kırmızı kan hücreleri (eritrosit) E vitamini eksikliği kısa sürede ölür. Hemolitik kan hastalıkları denen talessemi, sikle cell anemi, sferositoz ve glukoz 6 fosfat dehidrogenaz yetmezliği hastalarında kanda E vitamini düzeyi düşüktür. Bu hastalar E vitasmini tedavisinden fayda görürler. Erken doğan prematüre bebeklerde de E vitamini hemolilitik anemiden bebekleri korur.

E Vitamininin Faydaları:

E vitamini kandaki kötü kolesterolün (LDL kolesterol) damar sertliği yapmasını önler. Bu etkisi C vitamini ve A vitamini gibi diğer antioksidan vitaminlerin varlığında daha da kuvvetlenir. Koroner kalp hastalığı olanlarda ilave E vitamini alınması, kandaki iltihap yapıcı CRP isimli protein düzeyini azaltarak faydalı olmaktadır. CRP vücutta iltihap olduğunu gösterdiği gibi, kanda yüksek olması kalp hastalığı riski olduğunu da gösterir. . E vitamini alanlarda şeker hastalığı gelişme riski daha azdır.

E vitaminin gama tokoferol cinsiyle birlikte diğer formları birlikte karışık olarak alındığında prostat kanser hüclerini yok edebilmektedir.

E Vitamini Ne Kadar Alınmalı?

E vitamini günde 800 üniteden fazla alınırsa kanı sulandırıcı ilaçların (Aspirin, Coumadin, Plavix gibi) etkisini artırabilir. En iyisi günde 400 ünite kadar almaktır. 400 üniteden fazla alınan E vitamini uzun sürede ölüm olaylarını artırır.

E vitaminini ilave olarak alması gereken hastalar şunlardır:

· Bağırsaklardan yağ emiliminin bozuk olduğu hastalar
· Kistik fibrozis isimli hastalığı olanlar
· Mide ameliyatı geçirenler
· Bağırsaklarında Crohn hastalığı olanlar
· Kas zayıflığı olanlar
· Gözlerinde retina dejenerasyonu denen hastalığı olanlar
· Çinko eksikliği olanlar
· Düşük ağırlıklı bebekler

K VİTAMİNİ

K vitamini kanın pıhtılaşmasını ve kemiklerin gelişmesini sağladığı gibi bazı kanserleri önleyici etkisi vardır. Bitkiler K1 vitamini yaparken bağırsaktaki bakteriler K2 vitamini (menoqinone) yapar ve buna MK-4 adı da verilir. K vitamini kanın pıhtılaşması olayında rol alır ve pıhtılaşmayı sağlayan bir vitamindir. Lahana, ıspanak, brokoli, karnabahar, mısır, patates, meyveler, yumurta sarısı, koyu yeşil yapraklı sebzeler ve bitkisel yağlarda K1 vitamini vardır. Günlük ihtiyaç 10 mikrogram kadardır.

K vitamini eksikliği çok nadir görülür. Bunun nedeni yeşil sebzelerde K vitamini olması ve bağırsakta üretilebilmesidir. Vitamin K yertmezliği bazen uzun süre antibiyotik kullanımı sonrası olabilir veya damardan beslenen hastalarda gelişebilir. Bu durumlarda K vitamini verilmesi gerekebilir. Uzun süren açlık durumunda da K vitamini yetmezliği gelişebilir. Yenidoğan bebeklerde ilk hafta içinde K vitamini eksikliğine bağlı kanamalar olabilir. Bu tür kanamalar genelde annenin gebelik süresince antibiyotik ve epilepsi ilaçları kullanmalrda olur. Kanda-plazmada des-gamma-carboksiprotrombin (DCP) ölçümü K vitamini yetmezliği tanısı için hassas bir yöntemdir. Normal k,işilere DCP sıfır buklunurken, K vitamini yertmezliğinde yükselir. K vitamini yetmezliğini ölçmenin indirek(dolaylı) bir ölçümü kanda protrombin, Faktör VII, IX veyaX veya protein C ölçmektir. Bunlar K vitamini yertmezliğinde normalden % 50 daha az çıkar. Yeni doğan bebeklere K1 vitamini 0.5-1 mg dozunda intramuskuler (kas içine) enjeksiyon tarzında verilir.

K vitamini proteinlerin fonksiyonunda önemli rol oynayan gama karboksiglutamik asit sentezinde rol almaktadır. Bu protein de pıhtılaşmada rol alır. K vitamini eksikliğinde bacaklarda varis gelişiminin arttığı saptanmıştır. Yeni çalışmalar K vitaminin kemik sağlığında önemli rol oynadığını göstermiştir. Kalsiyumun kemiğe yapışmasını sağlayan osteokalsin isimli protein üzerinde K vitaminin büyük etkisi vardır. Farelerde ise osteokalsin eksikliğinde diabet gelişmiştir. K vitamini alan kişilerde pıhtılaşmada artma olduğundan coumadin türü ilaç kullannlarda dikkat etmek gerekmektedir. K vitamini alımı arttıkça INR 0.2 azalır.

Kaynak: Prof Dr Metin Ozata, Vitamin Mineral Bitkisel Urun Kullanim Rehberi, Gurur yayınları, 2008










 










 










 










 





E VİTAMİNİ

E vitamini yağda eriyen bir vitamin olup vücudumuzda 8 farklı şekilde bulunur. Gıdalarda bulunan gama-tokoferol iken dokularda ve ilaçlarda alfa-tokeferol bulunur. Vücudumuzda etkili olan ve dolaşımda bulunan alfa tokoferoldür.

E vitamininin Alfa-tokoferol tipi bir antioksidandır yani vücutta çeşitli nedenlerle oluşan zararlı oksijen ürünlerini yok eder. Bu nedenle vücudumuzu sigara ve çevreden alınan zehirli maddelerin hasarından korumaya çalışır. E vitamini bu antioksidan özelliği sayesinde kalp, damarlar, beyin ve sinir fonksiyonları düzenler ve yaraların iyileşmesinde faydalı olur.Gama tokoferol isimli E vitamini türü ise, prostat kanserinden bizi korur.

Günde 15 mg (22.5 ünite) E vitamini alınmalıdır.

E Vitamini hangi Gıdalarda Bulunur?

Zeytinyağı, ayçiçeği yağı, ayçiçeği çekirdeği, ceviz, badem, tereyağı, kırmızı et, ıspanak,brokoli gibi yeşil yapraklı sebzeler ve kivi, mango ve muzda E vitamini vardır.

E Vitamini Yetmezliği

Vitamin E yetmezliği nadir görülür çünkü günlük diyette tokoferol çok fazladır. Serumda E vitamini azlığı kan seviyesi 0.5 mg/d’den az olunca oluşur ve genellikle yağ emilimin bozulduğu siroz, safra tıkanması, kistik fibrozis, pankreas yetmezliği, chrohn hastalığı gibi durumlarda oluşur. Kandaki kırmızı kan hücreleri (eritrosit) E vitamini eksikliği kısa sürede ölür. Hemolitik kan hastalıkları denen talessemi, sikle cell anemi, sferositoz ve glukoz 6 fosfat dehidrogenaz yetmezliği hastalarında kanda E vitamini düzeyi düşüktür. Bu hastalar E vitasmini tedavisinden fayda görürler. Erken doğan prematüre bebeklerde de E vitamini hemolilitik anemiden bebekleri korur.

E Vitamininin Faydaları:

E vitamini kandaki kötü kolesterolün (LDL kolesterol) damar sertliği yapmasını önler. Bu etkisi C vitamini ve A vitamini gibi diğer antioksidan vitaminlerin varlığında daha da kuvvetlenir. Koroner kalp hastalığı olanlarda ilave E vitamini alınması, kandaki iltihap yapıcı CRP isimli protein düzeyini azaltarak faydalı olmaktadır. CRP vücutta iltihap olduğunu gösterdiği gibi, kanda yüksek olması kalp hastalığı riski olduğunu da gösterir. . E vitamini alanlarda şeker hastalığı gelişme riski daha azdır.

E vitaminin gama tokoferol cinsiyle birlikte diğer formları birlikte karışık olarak alındığında prostat kanser hüclerini yok edebilmektedir.

E Vitamini Ne Kadar Alınmalı?

E vitamini günde 800 üniteden fazla alınırsa kanı sulandırıcı ilaçların (Aspirin, Coumadin, Plavix gibi) etkisini artırabilir. En iyisi günde 400 ünite kadar almaktır. 400 üniteden fazla alınan E vitamini uzun sürede ölüm olaylarını artırır.

E vitaminini ilave olarak alması gereken hastalar şunlardır:

· Bağırsaklardan yağ emiliminin bozuk olduğu hastalar
· Kistik fibrozis isimli hastalığı olanlar
· Mide ameliyatı geçirenler
· Bağırsaklarında Crohn hastalığı olanlar
· Kas zayıflığı olanlar
· Gözlerinde retina dejenerasyonu denen hastalığı olanlar
· Çinko eksikliği olanlar
· Düşük ağırlıklı bebekler

K VİTAMİNİ

K vitamini kanın pıhtılaşmasını ve kemiklerin gelişmesini sağladığı gibi bazı kanserleri önleyici etkisi vardır. Bitkiler K1 vitamini yaparken bağırsaktaki bakteriler K2 vitamini (menoqinone) yapar ve buna MK-4 adı da verilir. K vitamini kanın pıhtılaşması olayında rol alır ve pıhtılaşmayı sağlayan bir vitamindir. Lahana, ıspanak, brokoli, karnabahar, mısır, patates, meyveler, yumurta sarısı, koyu yeşil yapraklı sebzeler ve bitkisel yağlarda K1 vitamini vardır. Günlük ihtiyaç 10 mikrogram kadardır.

K vitamini eksikliği çok nadir görülür. Bunun nedeni yeşil sebzelerde K vitamini olması ve bağırsakta üretilebilmesidir. Vitamin K yertmezliği bazen uzun süre antibiyotik kullanımı sonrası olabilir veya damardan beslenen hastalarda gelişebilir. Bu durumlarda K vitamini verilmesi gerekebilir. Uzun süren açlık durumunda da K vitamini yetmezliği gelişebilir. Yenidoğan bebeklerde ilk hafta içinde K vitamini eksikliğine bağlı kanamalar olabilir. Bu tür kanamalar genelde annenin gebelik süresince antibiyotik ve epilepsi ilaçları kullanmalrda olur. Kanda-plazmada des-gamma-carboksiprotrombin (DCP) ölçümü K vitamini yetmezliği tanısı için hassas bir yöntemdir. Normal k,işilere DCP sıfır buklunurken, K vitamini yertmezliğinde yükselir. K vitamini yetmezliğini ölçmenin indirek(dolaylı) bir ölçümü kanda protrombin, Faktör VII, IX veyaX veya protein C ölçmektir. Bunlar K vitamini yertmezliğinde normalden % 50 daha az çıkar. Yeni doğan bebeklere K1 vitamini 0.5-1 mg dozunda intramuskuler (kas içine) enjeksiyon tarzında verilir.

K vitamini proteinlerin fonksiyonunda önemli rol oynayan gama karboksiglutamik asit sentezinde rol almaktadır. Bu protein de pıhtılaşmada rol alır. K vitamini eksikliğinde bacaklarda varis gelişiminin arttığı saptanmıştır. Yeni çalışmalar K vitaminin kemik sağlığında önemli rol oynadığını göstermiştir. Kalsiyumun kemiğe yapışmasını sağlayan osteokalsin isimli protein üzerinde K vitaminin büyük etkisi vardır. Farelerde ise osteokalsin eksikliğinde diabet gelişmiştir. K vitamini alan kişilerde pıhtılaşmada artma olduğundan coumadin türü ilaç kullannlarda dikkat etmek gerekmektedir. K vitamini alımı arttıkça INR 0.2 azalır.

Kaynak: Prof Dr Metin Ozata, Vitamin Mineral Bitkisel Urun Kullanim Rehberi, Gurur yayınları, 2008


 

 
  

BİOTİN (Vitamin B7 veya Vitamin H): SAÇ DÖKÜLMESİ, TIRNAK KIRILMASI, GEBE, KOLESTEROL VE ŞEKER HASTALARININ VİTAMİNİ

BİOTİN VİTAMİNİ (Vitamin B7 veya Vitamin H)

Biotin, bir çok metabolizma olayında görev alan ve suda eriyen bir vitamindir. DNA’nın çoğalmasında biotin’in önemli rolü vardır. Biotin 4 önemli enzimin yapısına girer ki bu enzimlere karboksilaz enzimleri denir. Bu enzimler mitokondriumda bulunur ve heme ve demir metabolizmasında etkilidir. Bu enzimlerden en önemlileri asetik koA karboksilaz (ACC), piruvat karboksilaz (PC), propionil coA karboksilaz (PCC) ve beta-metilkrotonil coA karboksilaz (MCC)dır. Biotin bu enzimlerin yüzeyinde CO2 taşıyıcısı olarak önemli rol alır. Bu biyotine bağlı karboksilaz enzimleri doğuştan eksik olursa bebekte doğumdan sonra ve bir yaş içinde oluşan şiddetli nörolojik hastalık oluşur.

Çiğ yumurtada bulunan avidin isimli bir protein biotin’in emilimini bozar. Uzun süre çiğ yumurta içenlerde biotin eksikliği olur. Bu nedenle yumurta çiğ olarak içilmemelidir.
Biotin proteinler, folik asit, pantotenik asit ve B12 vitaminin kullanımını kolaylaştırır, tırnak ve saçları güçlendirir, kolesterol ve kan şekerinin normale dönmesine katkıda bulunur.
Günlük ihtiyaç 35-60 mikrogramdır. Normal serum konsantrasyonu 1500 pmol/L dir.

Biotin Eksikliği:

İnsanlarda biotin eksikliği nadir görülür. Eksikliğinde saçlarda dökülme, seboreik dermatit, alopecia, cilt bozuklukları, depresyon, halsizlik, halusinasyon (hayal görme) ve bacaklarda uyuşma ve karıncalanma olabilir. Biotin eksikliğinde demir metabolizmasında bozulma olduğu hücredeki mitokondriumda biyotine bağlı karboksilaz enzimlerinin çalışmadığı saptanmıştır.

Biotin Ne Zaman Kullanılmalı?

A) Gebelikte
Gebelikte biotin eksikliği olursa, doğan çocuklarda anormallikler veya sakatlıklar olabilir. Bu nedenle gebe kadınlar folik asitle birlikte (400 mikrogram/gün) en azından günlük 30 mikrogram biotin de almalıdırlar.

B)Diyabetes Mellitus (Şeker hastalığı varsa)
Kan şekeri iyi kullanılamadığında biotin eksikliği de olmaktadır. Biotin alan şeker hastalarında kan şekerinde düşme olmaktadır. Bu konuda çalışmalar az olsa da biotin vitaminin şeker hastalarına verilmesi faydalıdır.

C) Tırnak Kırılması:
Kırılması olan tırnaklarda biotin verilnmesi sonrası tırnaklarda kalınlaşma ve kırılmada azlık görülmüştür.

D) Saç Dökülmesi:
Biotin eksikliğinde saç dökülmesi görülürse de biotinle yapılmış bu konuda bilimsel çalışma yoktur.

Hangi Gıdalarda Biotin Vardır:

Bira mayası, tam buğday, yumurta sarısı, karaciğer, tavuk, kuzu eti, tam buğday ekmek, balık, süt ve peynirde biotin vardır. Biotin, bakteriler tarafından bağırsaklarda da üretilir.

Biotin Tedavisi:

Biotin, günlük 30 mikrogram doza kadar güvenle verilebilir. Fazlası idrarla atılır.

Epilepsi tedavisinde kullanılan ilaçlar (fenitoin, karbamazepin, valproik asit gibi ilaçlar) biotin’in bağırsaklardan emilimini bozar, antibiyotikler bağırsaklarda biotin üretimini önler. Bu nedenle epilepsi hastaları ve antibiyotik kullananlar biotin vitaminini ilave olarak almalıdırlar.


Vitamin İlacı Kullanırken Nelere Dikkat Etmeli?
Vitamin ilaçları kullanırken aşağıdaki hususlara dikkat etmeliyiz:

1- İlacın etiketini ve prospektüsünü okuyunuz: İlacın içinde bulunan maddeleri ve vitaminleri okuyunuz. Vitaminlerin miligram ve ünitelerine dikkat ediniz.
2- Üzerinde ‘’Mega’’ , ‘’Süper’’, ‘’Hiper’’ yazan ürünleri kullanmayınız. Bu ürünlerde aşırı dozda vitamin olabilir.
3- Vitamin ilacının içinde başka ilave maddeler veya kimyasal ürünler olmamasına dikkat ediniz.
4- Son kullanma tarihine dikkat ediniz.
5- İlaçları serin, kuru yerde saklayınız. Nemli ortamda bulundurmayınız.

KAYNAK: Prof Dr Metin Özata, Vitamin, Mineral,Bitkisel Urun Kullanım Rehberi, Gurer Yayınları, 2008
 D VİTAMİNİ


D VİTAMİNİNİN ÖNEMİ: D vitamini yetersizliği ulkemizde yaygindir. Kas ağrıları, halsizlik, kemik agrilari varsa, çocukuluk , yaşlılık ve menopoz doneminde daha onemli olmak uzere her yaşta mutlaka senede bir defa D vitamini duzeyi (25OH D) olcturunuz. Eksiklik varsa bir ENDOKRIN UZMANINA basvurunuz.

D vitaminine tıp dilinde kalsiferol adı da verilir. D vitamininin D2 ve D3 olmak üzere iki tipi vardır. Yağda çözünen bir vitamin olan D vitamini ya besinlerle alınır ya da cildimizde güneş ışığının etkisi ile oluşur. Bitkilerde veya gıdalarda D2 vitamini vardır. Vücuda giren D vitamini karaciğer ve böbrekte değişime uğrayarak daha etkili bir kimyasal yapıya kavuşur. Kanımızda ise en fazla 25 OH D kimyasal yapısı şeklinde bulunur. Cildimizde güneşin etkisiyle oluşan D vitaminin fazlası güneş ışığı tarafından yok edilir. O nedenle fazla güneşte kalma nedeniyle D vitamini zehirlenmesi oluşmaz.

Kandaki kalsiyumun normal sınırlarda olmasını D vitamini ve paratiroit hormonu ayarlar. Boynumuzun ön tarafında bulunan tiroit bezinin arkasına yerleşmiş paratiroit bezlerinden salgılanan paratiroit hormonu ile D vitaminin etkili çalışması sonucunda kan kalsiyum düzeylerinde bozulma (azalma veya artma) olmaz. D vitamini, gıdalarla alınan kalsiyumun bağırsaklardan emilimini, kemiklerden kalsiyumun geri çekilmesini ve böbreklerden kalsiyumun tekrar geri emilmesini sağlayarak kan kalsiyumunu normal sınırlar içinde tutar.

D Vitaminin Görevleri:

· Kandaki kalsiyum ve fosforun normal sınırlarda olmasını sağlar.
· Bağırsaklardan kalsiyum emilimini sağlar.
· Kemiklerin güçlü olmasını sağlar.
· Çocuklardaki Raşitizm hastalığı ve erişkinlerde osteomalazi denen kemik hastalıklarının oluşmasını önler.
· Vücut direncini yani bağışıklık sistemini güçlendirir
· Pankreas bezinden insülin hormonunun salgılanmasını düzenler.
· Damarlardaki kan basıncını yani tansiyonu düzenler ve yüksek tansiyon yüksekliğini azaltır
· D vitamini, kemik ve diş dokusunun gelişimi için gereklidir. Bu yüzden çocuklarda ihtiyaç daha fazladır. Eksikliğinde diş ve kemikle ilgili bozukluklar meydana gelir.
· D vitamini bazı kanserlerin, otoimmün hastalıkların, kalp hastalıkları ve Tip 1 diyabetin gelişimini ve tüberkuloz (verem) gelişmesini önler.
· D vitamini kaslara güç verir, eksikliğinde kas güçsüzlüğü ve ağrı olur. Atletlerin performansında D vitamini bu nedenle önemlidir. Yaşlılarda kasları güçlendirerek düşmeleri önler.
· Depresyon ve şizofreniden korur.

D Vitamini hangi Besinlerde Bulunur?

D vitamini özellikle yağlı balıklarda (somon balığı, karides) ve balık yağında vardır. Yumurta sarısı, karaciğer, peynir, süt ve süt ürünlerinde de bulunur. Vücutta yeterli D vitamini olması için güneş ışığından da yararlanılmalıdır.
D vitamine ihtiyaç 19-50 yaş arasında günlük 200 ünite, 51-70 yaş arası 400 ünite ve 70 yaşın üzerinde 600 ünite kadardır.

D Vitamini Yetmezliği:

D vitamini yetmezliği halen çocuklarda ve erişkinlerde yaygındır.
D vitamini yetmezliği varsa besinlerle alınan kalsiyumun ancak % 30’u bağırsaklardan emilebilir ve bu nedenle kan kalsiyum seviyesi düşer.
D vitamini eksikliği, bu vitaminin besinlerle az alınması veya az güneş görülmesi durumunda oluşur. Raşitizm ve osteomalazi kemik hastalıklarıdır ve D vitamini eksikliğinde ortaya çıkarlar. Çocukluk ve gelişme çağında D vitamini eksikliği varsa, kemiklerde Raşitizm denen hastalık oluşur. Raşitizm hastalığında kemiklerde mineral eksikliği vardır. Bu nedenle kol ve bacak kemikleri eğrilir, bıngıldaklar geç kapanır ve kaburgalarda bozukluklar oluşur. Erişkinlerde ise D vitamini eksikliğinde osteomalazi denen kemik hastalığı oluşur. Bu hastalarda kemikteki mineraller kaybolur ve sonuçta kemik ağrıları gelişir. D vitamini eksikliğinde kaslarda güçsüzlük ve ağrı da meydana gelir.
Erişkinlerde D vitamini eksikliği oluşursa kanda kalsiyum düşmeye başlar ve vücut bu düşüklüğü önlemek için boynumuzda tiroit bezinin arkasında bulunan paratiroit bezlerinden paratiroit hormonunun salgısını artırır ve artan paratiroit hormonu kemiklerden kalsiyum çekerek kan kalsiyumunu yükseltir. Bu nedenle vitamin D eksikliği olan kişilerin kanlarında paratiroit hormon düzeyi yüksek çıkar. Demekki kan kalsiyumunda hafif düşüklük ve paratiroid hormonunda hafif fazlalık D vitamini eksikliğinin belirtisidir.
D vitamini eksikliğine bağlı olarak bazı kişilerde kaslarda ağrı ve güçsüzlük olabilir.
Otuz yaşına kadar olan insanların % 30’unda D vitamini eksikliği vardır. Yaşlılıkta ve güneş görmeyen kişilerde eksiklik daha fazla saptanır. Şişman kişilerin çoğunda da D vitamini eksikliği oluşabilmektedir. Şişman kişilerde kandaki D vitamini yağ hücrelerinde birikir ve kullanılamaz. D vitaminin hafif eksikliklerindeosteoporoz dediğimiz kemik erimesi ortaya çıkar. Şiddetli eksikliğinde ise raşitizm ve osteomalazi denen kemik hastalıkları ve kas güçsüzlüğü oluşur. Osteoporozda kemiklerde ağrı olmaz iken osteomalazi kemik ağrısı oluşur. Osteomalaziyi anlamak için sternum kemiğine (göğüste öndeki iman tahtası denen kemik) ve bacak kemiğine basmakla ağrı olur. Bu nedenle kemik ve kas ağrısı olanlarda D vitamini düzeyine bakmakta fayda vardır.
D vitamini az olan gebelerde preeklampsi denen hastalık daha fazla görülmektedir.
D vitamini eksikliği olup olmadığını anlamak için kandaki 25 (OH) D düzeyi ölçülmelidir. Kanımızda dolaşan D vitaminin çoğu 25(OH) D şeklinde bulunmaktadır. Kandaki D vitamini (25 OH D) düzeyin 20 ng/ml’den az ise D vitamini yetmezliği vardır. D vitamini azaldıkça kanda paratiroid hormonu artar. Ancak mağnezyum eksikliği varsa D vitamini eksikliğinde paratiroid hormonu yükselmez. Kandaki D vitamini düzeyi 20 ng/ml’den 32 ng/ml’ye çıkarılınca ince bağırsaklardan kalsiyum emiliminin % 45-65 oranında arttığı saptanmıştır. Kandaki D vitamini 30 ng/ml’den fazlaysa yeterli D vitamini vardır, denir. Bu tanımlamaya göre dünyada 1 milyar insanda D vitamini eksikliği olduğu saptanmıştır. Menopozdaki kadınların % 50’sinde D vitamin eksikliği vardır. Ülkemizde de çocuk ve genç erişkinlerde % 30-50’sinde D vitamini eksikliği vardır.

Yılda bir defa kanda 25 (OH) D3 vitamin düzeyine bakmak, bazı hastalıklardan ve kemik erimesinden korunmak için çok önemlidir.

Kandaki 25 OH D vitamin düzeyi 10 ng/ml’den az ise, şiddetli D vitamini eksikliği vardır. D vitamini düzeyi devamlı olarak 10 ng/ml’nin altındaysa, önce kemiklerde ve kaslarda ağrı, sonra da kemik erimesi gelişir..

D Vitaminin Hastalık Önleme Etkisi:

D vitamini eksikliği olan kişilerde prostat ve meme kanseri sıklığının arttığı saptanmıştır.
D vitamini Multipli skleroz denen bir sinir-beyin hastalığında bu hastalığa ait bazı komplikasyonları önler.
D vitamini, şeker hastalığı gelişiminini de önleyebilmektedir. Bir yaşından itibaren günde 2000 IU D vitamini alan çocuklarda Tip 1 şeker hastalığı görülme riski %80 azalmaktadır. D vitamini yeterli alanlarda tansiyonda da düşme oluşur.
D vitamini alanlarda başka hastalıklardan ölüm sıklığında azalma saptanmıştır.
Yeterli D vitamini alanlarda ve kan seviyesi 50 ng7ml civarında olanlarda meme, kolon ve rektum kanser görülme sıklığı azalmıştır.
D vitaminin kardiyovasküler hastalaıklardan koruduğu da ortaya konmuştur.

D Vitamini Ne Kadar Almalı?

50 yaşın üzerinde D vitamini alımı yetersizdir. 50 yaşına kadar günde 200 ünite, 50-70 yaş arası 400-600 ünite D vitamini alınmalıdır. Ancak yapılan çalışmalar yetersiz güneş ışığı alan çocuk ve erişkinlerin 800-1000 ünite D vitamini almak gerektiğini ortaya koymuştur. Bu nedenle herkesin günlük 800 ünite D vitamini alması uygundur.
En kolay D vitamini alma yolu günde en az 15 dakika güneş ışığına maruz kalmaktır. Her gün el, yüz ve kolların 15 dakika güneş görmesi gerekir. Haftada 4-6 defa bu işlemi yapmak faydalıdır. Eğer bu mümkün değilse, en azından günlük 400 ünite D vitamini almak faydalı olur. Güneş görmeyen ülkelerde yaşayan insanlarda D vitamini vücutta daha az olduğundan multipl skleroz denilen hastalık daha çok görülür.
D vitamini eksik kişilerde vitamin D2 ‘nin 50.000 ünitelik kapsülü haftada bir verilir ve 8 hafta süreyle verilir. Daha sonra her 2-4 haftada bir verilir. Diğer bir tedavi şekli ise her gün 1000 ünite D3 vitamini veya 3000 ünite D2 vitamini hergün verilmelidir.
Yeterli D vitamini alım miktarı erişkinler için günlük 400 ünitedir. 70 yaşın üzerinde bu doz günde 800 ünite olmalı ve birlikte 1200 mg kalsiyum almalıdır.

D Vitamini Hangi İlaçlarla Birlikte Alınmamalıdır?

D vitamini aşağıdaki ilaçlarla birlikte alınmamalıdır. Bunlar D vitamininin emilimini bozar.

· Kolestiramin
· Orlistat (Xenical)

Kimler İlave D Vitamini Almalıdır?
  • 50 yaşın üzerinde olanlar
  • Güneş görmeyenler
  • Bağırsaklardan yağ emiliminin bozuk olduğu hastalar
  • Osteoporoz denilen kemik erimesi olanlar
  • Crohn hastalığı denen bağırsak hastalığı olanlar, karaciğer hastalığı ve mide ameliyatı geçirenler
  • Kortizon ilacı kullananlar
  • Alzheimer hastalığı olanlar
  • Tegretol ve benzeri epilepsi (sara) ilacı kullanan hastalar
  • Mantar ilacı ketokonazol kullananlar
  • Nefrotik sendrom denen böbrek hastalığı olanlar
  • Hastanede veya evde uzun süre kalan ve güneş görmeyenlerde
  • Böbrek yetmezliği olanlarda
D Vitamini Aşırı Alımının Zararları Nelerdir?

D vitamini günde 1000 üniteden fazla alınmamalıdır. D vitamini aşırı alındığında aşağıda sıralanan zararlı etkiler oluşur:
  • Bulantı
  • Kusma
  • İştah kaybı
  • Kabızlık
  • Halsizlik
  • Kilo kaybı
  • Kandaki kalsiyum düzeyinde artma
KAYNAK.: Prof Dr Metin Ozata, Vitamin Mineral Bitkisel Urunler Kullanım Rehberi, Gurer yayinlari, 2010